Bu sayfayı yazdır

Hasan Dağı

Alpay Oğuş
Kaan Kurt
Bora Özkoca
Hülya Erşah

Hava tahmin raporlarına bakarak kafamızı aslında evden dışarı çıkarmamamız gerekiyordu. Fakat uzun süredir beklediğimiz bir tatil olduğundan yollarda sürünsek bile dağa gitmeye kararlıydık.


Arazi özellikli araçımızla Akhisar bölgesinden yavaş yavaş geçeriz diye plan bile yaptık. Birinci bela Bolu ve ikincisi Akhisarda hiç kar olmadığını görüp şaşırarak yola devam ettik. Aksaray’dan sonra Niğde ayrımından sola saparak Karakapı köyü belediyesi önüne park ettik aracımızı. Bütün gece uyumamanın verdiği yorgunlukla sabah 1-2 saat araba içerisinde uyukladık. Bu sersemlikle eğer rahat bir yer bulabilseydik kesinlikle ertesi güne kadar uyurduk. Kendi arabanızla bu türde bir yolculuk yapmak aslında yorucu.

Ama Hasandağı ‘nın arkasından Erciyese Çıkma projemizin olması bizi hızlı davranma zorunluluğuna itti.

Güneş ve kar olmayışı aslında bizim için süprizdi. Zirve köyden gayet iyi görünüyordu. Yorgunluğu bir kenara bırakıp haraket zamanıydı. Kamp alanımız bizi bekliyordu ve hemen güzel bir uykuya geçebilirdik. Köyden birileri ile yaptığımız konuşmalarda genelde kamp attığımız yerde kar olduğu bilgisini aldık.
Ağır olmaması için birer litre sularımızı yanımıza alarak yola koyulduk. 1 saat yürüdükten sonra karşılaştığımız çoban bize yukarlarda kar olmadığını dağın iyice eteklerinde ancak kar olduğunu söyleyince bir dumur olma yaşandı tabii. Biz iki gün boyunca ihtiyacımız olan suyu nerden bulacaktık. Bölgede daha önceki gelişlerimde hiçbir su kaynağı ile karşılaşmamıştım. Çoban bize bir iki su kaynağı tarif etti ama arkasınada ekledi yumuşak bir gülüşle.
ama onları siz bulamazsınız yaaa…
Bulursun bulamazsın derken yola çıkmaya karar verdik.



Normalde her zaman kamp atılan yere ulaşmayı planlıyorum. Köyden çıktıktan sonra sağa doğru olan patikalarla taş örme yayla yerleşkesine gidebilirim. Bu yolu ezbere biliyorum. Ama çobanın tarifi ile bu yerleşkerlerin hemen yanındaki vadide ki ağıllara ulaşarak su bulmayı ümit ediyorum. Bu sebeble köyün üzerindeki geniş düzlükten sağ yerine sola sapıyoruz. 

2 saat lik yürüyüşten sonra sularımız bitti ama umutlarımız değil. Çünkü yer yer kar birikintileri karşımıza çıkmaya başlamıştı. Bu iyiye işaret çünkü bu yığın kar bize yeterli suyu sağlardı. Hemen birinde durup 30 dk lık bir mola verdik. Ocakları çıkarıp sularımızı eritmeye başladık. Bu arada bize çobanın bağsettiği ağıllar bölümünü aramaya koyulduk . Çünkü ağılların yakınında bir su kaynağı ihtimali vardı. Sularımız doldu, beslendik, ama ağıllar ortada yok. Zirve gözükmüyor. Sanırım daha 2 saatlik yolumuz var. İlk defa böyle bir faaliyete katılan bora söyleniyor. Haksızda değil bizden 40 kilo fazla yük taşıyor. Göbek kısmında.


Neyse saat 2 civarı artık zirve sırt hattını görüyoruz. Zirvede gri bir bulut kütlesi çöreklenmiş durumda. Yerleşkelerin solundaki vadideyiz ve bunuda açıklıkla görüyoruz. Ama gecenin yorgunluğu ve beklide yerleşkede kar yığınları olmama ihtimali bize yeni bir kamp alanı bulmak zorunda bırakacak gibi. Ağılları bulabilmiş değiliz. Anlatılanları anlamadığımızı düşünerek ağıllara çok kafayı takmadık. Klasik sırt hattının hemen sol yamacının dibinde güzel bir yere kamp atmaya karar verdik. Bu şekilde kampı hem daha fazla taşımayarak hırpalanmayacağız hemde burada kar dolu. Birde özellikle hülya’nın suratında artık ben uyumak istiyorum var. Kamp atmaya karar verdik. Çadırlar kuruldu. Tarhana ve bulgur mide de hazım olmadan kana karıştı sanırsam. Uyku bastırdı. Saat 5. Yemek sırasında kurumuş dallardan küçük bir ateşte bizi neşelendirmişti. Yemeğini bitiren kendini uyku tulumuna attı. Çünkü yolumuz uzundu ve sabah saat 3 te kalkmayı planlamıştık.


Ama sis kampa kadar yerleşmiş olduğu için artık tırmanışa sabah karar verecektik. Saat 3 te alarmım çaldı. Ama ömrümün en deliksiz ve mükemmel uykusuydu diyebilirim. Artık tulum fokurdamaya başlamıştı. Müthiş enerjik hissediyorsum kendimi. Çadırdan kafamı çıkardım. Önce gözümdeki çapakları aşmaya çalıştım. Sonra karanlığı. Zirve de koyu lacivert bir bulut çöreklenmiş uyuyor. Ama dedim onunda uyanaması lazım. Biraz gitsin buralardan dolaşsın. Partnerim Bora yarı gözleri açık gitmiyoruz dememi bekliyor. Bense kamp alanı cevresinde görüşün iyi olduğunu görünce muhakkak yola koyulmaya karar verdim. Zirvedeki sis meselesini oraya yaklaşınca düşünürdük. Bu açıklama ile birlikte bağırdım. Kaan yaşasın diye bağırdı ama hülya sanırım homurdandı.  Sular eritildi. Hülya çadırda tulum içinde hazırlandı.(Enerji tasarrufu yapıyormuş). Kaan ona hizmet etti. Saat 5 te yola koyulduk. Sıcak sularımızı idareli kullanmalıydık. Yanımıza 1 bivak, 1 tulum, krampon, kask, telsizleri aldık. 2 saat sonra hava aydınlanmaya başladı. Sisin içerisindeydik. Yön kararlarımız artık tamamen hisler ile veriliyordu. Bir sırtın sağında olmaktan başka doğru done yoktu elimizde. Klasik rotada sırtın solu olması gerektiğini biliyorum. Tam bu sırada ben yerde patika yı takip etme izleri aramaya çalışırken zirve‘nin göründüğü bir pencereyi gören arkadaşlarım bağırıyordu. Evet Hasandağı bizim çıkmamızı istiyordu. Zirve yolunu gayet net aydınlattı. Ben tam nerde olduğumuzu anladım. Yola devam ettik 10 dk içerisinde kalacağımız durum bizi zirve yolunda 20 dk geçiktirecekti.

Birden sis bizi terk edip aşağıya indi. Ufukta bir güneşin parıltıları kendini hissettirdi. Bulutlar bir tepside güneşi kulaklarımıza kadar yakınlaştırmıştı. Kırmızı ve ısıtıcı güneş bir kuş gibi kafamıza sortiler yapıyordu sanki. Yaşadığımız her dakika birbirinden farklıydı. Bunu bağırışla karışık tepkilerimizden anlıyordum. Bundan sonrasında aşağımız bir bulut gölüne dünüşmüştü. Yukarısı ise lekesiz ve berrak. Durgun bir suda güneş yansıması gibi. Bu tırmanış değil bir ibadet halini aldı artık. Uyanmalıydık. Devam diye bağırdım.


Hedeflere teker teker ulaştık.
Şu kaya çıkıntısı.
Şu kar yığını
Şu sivri kaya
Faaliyet raporunun bununla bitirebilirim. Boraya göre sivri kayalar bitmek bilmedi. Önce zirve altındaki düzlük. Oraya çantalarımızı bıraktık , sonrasında zirveye ulaşarak saat 2 civarı tırmanışı zirve ile noktaladık. Defteri bulamadık. Ama zaten kimsenin defteri aramakla zaman harcamaya niyeti yoktu. Aşağıda toros sıradağlarının bir ucu arka solumuzda  Erciyes o kadar net ve yakın ki kendimizi bakmaktan alıkoyamıyoruz. Yükseklik korkusu olan bora zirveye 5 m kala tırmanışını tamamlamaya karar verdi. Bizler yarım saat vakit geçirdikten sonra inişe başladık. İniş çok hızlı oldu. Önce sırt hattı na ulaştık. Orada su eriterek  hızla dönüşe devam etmeye çalıştık. Ama ne yazıkki karın olmaması izlerimizin olmaması demekti. Kamp alanımız orijinal yerinde değildi. Tırmanışta sabah hülyanın enerji tasarrufundan dolayı 1 saat kaybetmiştik. Hava karardı. Kafa lambalarını hemen yakmamız gerekmedi. 1 saat daha sırt hattından izleri aralıklı olarak bulmaya çalışarak inişe devam ettik. Beni tek kaygılandıran kampımızın sisti. Çünkü kampımızı bulabilmek için aşağı yukarı nerde olduğumuzu bilmeye ihtiyacımız vardı. İzler bitti. Artık iyi karışık bir yerlerdeyiz. Ama hala sırt üzerindeyiz. Nerde olduğumuzu tahmin edebilmek için bile çok geniş bir tarama yapmak zorundayız. Düm düz inip sırtın öteki tarafında ki vadide kampı bulmak planımız hayal oldu. Görüş mesafesi 30 m. En son kaan 1 kaya şeklini hatırladı. Ama söylediği yerdeysek eğer sırtın öbür tarafına geçmemiz gerek ama ama keşif yapıyoruz mantıklı bir yer değil görünüyor hepimize. Sırtın en alt kısmına kadar indik ama iz yok. Son bilgimiz olan kayaya tekrar dönüş kararı aldık. Durumumuzu orda tekrar değerlendireceğiz.  Bora bu durumdan hiç hoşnut değil. 20 dk geri tırmandıktan sonra kaan ‘ tam olarak kayayı görme açısını ve yerini soruyorum. Verdiği cevaba göre geldiğimiz yönü bulmaya çalışarak tekrar inişe geçtik.


Artık yönümüzü hissi kararlarla bulmaya çalışıyoruz. Kafa lambalarımız yanıyor. Bu aşamada verdiğimiz kararların tamamı 30 dk lık cevre taramaları sonucunda veriliyor. Görüş mesafesi hala yok.
Buradan devam edelim bence
Burada bu şekilde bir kayalık varmıydı.
Tırmanışta sol tarafımızdaki sırtı benden başka hatırlayan yokmu yaaa
Çobanı arayalım gelsin bizi alsın. Ama adama nerde olduğumuzu nasıl anlatcaaaz yaa. Anne beni kurtaaaar. Bahadır sen benden kesin daha akıllısın(Anlamaya çalışmayın monolog)
Bence bu yol doğru
Bence değil.
Haydaaa ağılları bulduk. Çıkarken bunların arasından geçmiş olamayız.

Bunlar birkaç replik. Ama sonuçta kararlılık çok önem taşıdı. Doğru olduğunu düşündüğümüz yolun sonunda bir kayalık ile karşılatık ki bu tüm umutlarımızı yıktı. Çünkü bu kayalığın yerinde çadırlamızı olmalıydı. Çevre taramamız da bir şey bulamadık. Tam ağıllara dönüp orada gecelemek kararı almak üzereydim. Çünkü saat gece 8:30 olmuştu. Ve biz hala kampı bulamamıştık. Normalde 4-5 gibi kampta olmalıydık. Enerji kaybetmek işime gelmiyordu artık. Bu bizi sabaha kadar titretebilirdi. Tam bu sırada hülya kayalığın 30 m sağ tarafının bizim yolumuz olduğunu düşündüğünü söyledi. Bu zaten tezlerden biriydi ama tekrarlanması beni denemeye itti. 10 dk sonra çadırlarımızı bulunca bağırmalarımız çevreyi inletti. Çadırımızda yatacaktık. Yemek ve uyku tulumları mükemmeldi.


Uyguladığımız tarama stratejisi işe yaramıştı. Kimi zaman geri dönmeye de üşenmemiştik. Bunlar bize siste bile kampımızı buldurdu. Ama dönüşte sis ile karşılabilme ihtimalini kestirememek benim için ders oldu. Bir önceki gün kampı daha belirgin ve sırt hattı yakınına kurmalıydım.
Köye dönüş. Erciyes planının kebaba dönüştürülme istekler ile dolduruldu. Bekle bizi Kapadokya yanına geliyoruz. Ayça’larla buluşmaya karar verdik. Onlarda 50 kişilik bir grupla fotoğraf çekiyorlar. Ve ardından 4 sen önce konakladığımız peri bacasında güveç. Kapadokya bölgesinde kamp atmak için “sinasos” çok uygun bir yer. Bir daha ki sefere deneyeceğiz.

Okunma 4761 defa
Yorum eklemek için giriş yapın