Menu
A+ A A-

Kişisel Bloglar

Bu bölüm Sıradışı Sporcuların kendilerine ait güncelerini yayınlamak için oluşturulmuştur.

  • Ana Sayfa
    Ana Sayfa Sitedeki tüm blog iletilerine buradan bakabilirsiniz.
  • Kategoriler
    Kategoriler Bu blogda kullanılan kategorilerin listesini görüntüler.
  • Etiketler
    Etiketler Bu blogda kullanılan etiketlerin listesini görüntüler.
  • Blog Yazarları
    Blog Yazarları Sitede beğendiğiniz blog yazarlarını arayın.
  • Takım Blogları
    Takım Blogları Beğendiğiniz takım bloglarını buradan arayın.
  • Oturum Aç
    Login Login form

Kaçkarlarda Çevre Sorunları Üstüne

İletiler yazar: zaman: dağcılık içinde
  • Yazı boyutu: Büyük Daha küçük
  • Tıklanma: 1230
  • 0 Yorum
  • Bu iletiye abone ol
  • Yazdır
Hem işimiz gereği hem de yaşam tarzımız olduğu için dağları ve dünyayı geziyor bir çok yer görüyoruz. Son iki yıl içinde bile çeşitli nedenlerle ziyaret ettiğim ülke sayısı şimdiden 12'yi aştı. Bir çok farklı kültürle, bir çok insanla tanışma olanağımız oldu. Doğusu batısı, Avrupa'sı Asya'sı Afrika'sı derken onbinlerce kilometre yol katettik. En sonunda bir Güney Doğu Asya gezisinin ardından geçen hafta kendimi çok özlediğim Kaçkar Dağlarına attım. 9 Dağsever arkadaşımla birlikte Büyük Kaçkar zirvesinin kuzeydoğu rotasını tırmandık. Çok keyif aldık, aşağılardaki bulutlara rağmen hava hep açıktı, Kaçkar'ın dereleri gölleri, zirveleri cennet gibiydi. 

Ancak daha bu dağa gelmeden bu bölgede büyüyen çevre sorunları ile ilgili tatsız bilgiler, milli park alanının gelecekte nasıl yapılandırılacağına yönelik çalışmaların duyumlarını da aldık. Daha geçtiğimiz senelerde yavaş yavaş tanınmaya başlayan yüzlerce yıllık yürüyüş yollarının, taş kaplı tarihi patikaların üstünden nasıl buldozerlerle geçileceğini öğrendik. Dönüşte tesadüfen Yukarı Kavron Yaylasında Vali Beyle karşılaşınca bu konuyu kendisiyle konuşma şansım da oldu. Bu görüşmeden anlayabildiğim kadarıyla kendisi az bulunur bir bürokrat ve çevre konusunda hassas ve bilgili birisi. Fakat yaylalara yol getirmek isteyen köylülerin, ( rivayet o ki ) ucu başbakana kadar giden bir siyasi baskıları söz konusu. Zaten bakanlıkça sözüm ona buralara bir düzen vermek için hazırlanan planın amacıda açıkça nerelere otel dikelim hangi alanları birilerine tahsis edelim mantığını çağrıştırıyor. Açıklamalar bazı olumlu unsurlar içerse de artık biliyoruz ki bunlar muhaliflerin ağzına bir parmak bal çalmaktan başka bir şey değil. Orman Bakanlığının açıklaması
http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=30914

İlgili başka kaynaklarda Kaçkar Dağları Milli Parkında "mutlak koruma" alanlarının belirlenmesi turizme açılacak yerlerin ayrılması gibi ibareler içeren birşeyler okuyorum. Mutlaka korumayacaksak niye Milli Park ilan ediyoruz anlayamadım. Benden bir turizmciyim ama otel falan istemiyorum, yol da istemiyorum. Sadece köy pansiyonculuğu desteklenip, etkin bir çevre koruma ve rehberlik programı uygulansın yeterli. Eğer bu boyutta kalırsa Kaçkarlar gelecekte tıpkı Nepal'de gittiğimiz dünyaca ünlü yürüyüş rotaları gibi bir yer olacaktır. Yayladan yaylaya yürüyen insanların doğaya da zararı minimum düzeyde olur. İstenirse ziyaretçi sayısına koyulacak kotalarla doğal yaşama zarar verilmesi engellenir. Ekonomik açıdan da bölgeye gelen turizm geliri de bu şekilde halkın arasında daha adaletli dağılacaktır. Ancak dağlara, milli parklara oteller büyük tesisler dikmenin sonu çirkin yollar, ekosistemin belli noktalarına yığılmış yok edici bir insan ve atık baskısı ... ve cebi biraz daha fazla şişen fırsatçı kişilerden ibaret olacak. Bunun ülkemizin geleceğine de bölgeye de yararı yok maalesef. Bize göre çok daha geri kalmış bir ülke olan Tanzanya'da bir milli park ve dağlık alan işletmeciliği var bizim yöneticilerin ve dağcılık federasyonunun bir görmesini gerçekten çok isterdim. Sonuçta uzun yolculuklar sonrası birazda kendimi dinlemek ve dinlenmek için gitmiştim Kaçkarlar Dağlarına ama daha üzüntülü döndüm. Hele de uçakta birisi Güney Afrika'da bir madende insanların 2500 metre derinliğe ulaştığını ve o derinlikte çalışıldığını söyleyince içim burkuldu. Bir an kendi türümü durmadan üreyen ve dünyayı bir tahta kurdu gibi kemiren zararlı bir yaratık gibi hissettim. O kadar yer geziyorum, bunların bir kısmı gayet geri kalmış ülkeler, içimde öyle bir yargı oluşmaya başladı ki bizim ülkemizde ki gibi bir doğa tahribatını açlık sınırında yaşayan insanlar bile kolay kolay yapmıyor. Bu aç gözlülüğün sonu nereye varacak, nasıl bir talanın seyircileriyiz, çocuklarımızın yüzüne nasıl bakacağız bilemiyorum. Üstüne üstlük birde aşağıdaki Kızılderili Reisinin konuşmasını okuyunca dayanamadım bu satırları yazdım, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Doğaya gitmeden doğa korunamaz, onu hissetmek için her fırsatı değerlendirin lütfen. Doğa ile iç içe mutlu günler dileklerimle,

Ertuğrul Melikoğlu

Dağ Rehberi-Yönetici
Explorer

312 - 426 02 58 Tel.
312 427 03 81 Fax

ertugrul@explorer.com.tr 



  

Ertuğrul MELİKOĞLU
ertugrul@explorer.com.tr

0

Yorumlar

Yorum yazın

Misafir Salı, 19 Eylül 2017

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!