Menu

ULUDAĞ TIRMANIŞI

Uzun zamandan beri Erciyes kış tırmanışı planlıyorduk ama küresel ısınmadan bizlerden nasibimizi almıştık. Belirlediğimiz tarihe 3 gün kalana kadar hala Erciyes dağına gitme umutlarını sürdürüyorduk ama hava raporları, havanın daha da iyiye gideceğini, yazdan kalma günler yaşanacağını söylüyordu. Bizde Erciyes tırmanışını 1 ay kadar erteledik ve bunun yerine Erciyes tırmanışı için antrenman olması amacıyla rotamızı Uludağa çevirdik.

Pandül Tırmanış Ekibi
Bora ÖZKOCA, Onur ACAR, Gökay ÖZAKTÜRK, Kadir AYDIN, İlmi KARAN, Kaya ÖZDEMİR

Bursa Dağcılık Platformu;
Canan AKGÜNDÜZ, Canan ÖZTÜRK, Tamer GÜLER, Yasemin TÜRKMEN, Onur ASLAN, Fatih KASAP, Murat SOĞUCAK, Canan EMİR, Hüseyin YALÇIN, Koray SIR, Alkın SOKULLU, İlim YAMEN


PANDÜL – ULUDAĞ TIRMANIŞI- 16-17 ARALIK 2006

Uzun zamandan beri Erciyes kış tırmanışı planlıyorduk ama küresel ısınmadan bizlerden nasibimizi almıştık. Belirlediğimiz tarihe 3 gün kalana kadar hala Erciyes dağına gitme umutlarını sürdürüyorduk ama hava raporları, havanın daha da iyiye gideceğini, yazdan kalma günler yaşanacağını söylüyordu. Bizde Erciyes tırmanışını 1 ay kadar erteledik ve bunun yerine Erciyes tırmanışı için antrenman olması amacıyla rotamızı Uludağa çevirdik. İstanbuldan 2 ve Ankaradan 4 Pandülcü arkadaş 16 Aralık sabahı saat 07:00 de Bursa Otogarında buluştuk. Burdan 96 nolu belediye otobüsüne bindik ve Zafer Plaza adı verilen yerde indik.Bu noktada bulunan markettten son alışverişleri yaptıktan sonra  5 dakika yürüyüş mesafesinde olan Uludağ taksi-dolmuşlarının önüne gittik. Kısa bir pazarlıktan sonra dolmuşla Uludağ üst oteller bölgesine çıktık. Oteller bölgesinde mataralarımızı doldurduktan sonra kamp yeri olarak belirlediğimiz Maden bölgesine doğru yürüyüşe başladık. 


Bir süre çamurda yürüdükten sonra kar kendini gösterdi.Ancak fazla derin olmadığı için rahat bir yürüyüşle, yaklaşık 50 dakikada kamp bölgesine vardık.Kampımızı madene varmadan hemen sağ tarafta kalan açık alanda kurduk.Kampı kurmadan önce su aramak için çevreye dağıldık.Tam vazgeçmişken karın altından geçen küçük su şırıltısını duyduk ve hafif kazınca suya ulaştık.Ancak su çok temiz akmıyordu.Mecbur kalmadıkça kullanmamaya karar verdik.Bunun yerine kar suyu eritecektik.Kampı kurduktan sonra madenin hemen üstünden biraz yükselerek kazma-krampon çalıştık.Daha sonra 4 kişilik bir ekip, yarınki zirve tırmanışı için rotaya biraz daha yakından bakmaya gittiler.Geriye kalan 2 kişi kampa dönerek kar suyu eritmeye başladı.Ben acemice bir hareketle çadır içinde ocağı devirdim (çok mecbur kalınmadıkça asla yapılmaması gereken bir durum).Alkol ocağı olduğu için alev çadırın her tarafına yayıldı.Yanımda matara olmasaydı geceyi yan çadırda 6 kişi geçirecektik.Çok ufak hasarla yangın olayını atlattık. Akşam Çorba,Makarna,Zeytin Ezmesi, Krem Peynir, Sucuk ve puding yiyerek yeme olayını biraz abarttık:) 

Ertesi gün çok erken bir saatte zirve tırmanışına başlamayı planlıyorduk ama uyku tulumundaki sıcaklığın verdiği rehavetle ancak saat 06:00 da uyanabildik.Yeterince kar suyu eritemediğimiz için bulduğumuz kaynaktan suları doldurduk ve saat 08:30 da tırmanışa başladık.Küçük zirvenin sol tarafına düşen (Madenin üst tarafı) çarşaktan yükselmeye başladık.Tırmanışın en zor etabı burasıydı.Sabah mahmurluğu içinde bu etabı 40 dakikada tamalayarak çanak bölgesine ulaştık.Çanaktaki kar hafiften erimeye başladığı için bu etap bizi biraz zorladı.Daha önce zirveye göller bölgesinden çıktığımız için zirveyi daha yakın olarak hayal ettik ama zirveye ulaşmak toplamda 4 saatimizi aldı. Saat 12:10 da Zirvetepe zirvesine ardından 12:30 da da Uludağ zirvesine çıktık. Aralık ayında dağda çok az kar olduğu için İçimizde ilk kez zirveyle tanışma fırsatını yakalayan bir arkadaşımız oldu. İsmi Kadir olan bu arkadaşımız aynı zamanda hem kamp hem de tırmanış sırasında en çalışkan kişi olarak gözümüze çarptı ve gelecek vaad eden bir sporcu olduğunu kanıtladı.


Tırmanış sırasında yanımızda teknik malzeme bulunmasına rağmen hiç ihtiyaç olmadı.Dönüş yolculuğumuz ise yaklaşık 2 saat sürdü.Dönüşteki en zor etap ise çanak oldu.Buradaki karlar yumuşadığı için bata çıka iz açmak zorunda kaldık.Son etap olan maden inişinde Bursalı dağcılara rastladık.Ufak bir sohbetten sonra kampa varıyoruz.Kampı toplarken yolda karşılaştığımız Bursalı dağcıların ekibinden olan 2 arkadaş uzaktan el sallayarak yanımıza geliyor.Bizde tam nasıl döneriz diye düşünürken kendilerinden bizimle Bursaya kadar dönebilirsiniz diye süper bir teklif geliyor.Dönüşü Bursalı dağcı arkadaşlara takılıyoruz ve yaklaşık 1 saatlik bir yürüyüşten sonra dolmuşun yanına varıyoruz.Aslında biz otobüs hayal etmiştik ama dolmuşla gelmişler.Dolmuşu görünce aslında bize nasıl ince bir teklifte bulunduklarını ve dağcıların içindeki paylaşım duygusunun ne güzel birşey olduğunu hatırlıyoruz.Çünkü kendilerinin sıkışmasına rağmen misafir duygusuyla kendi yerlerini bize verdiler.


Bu dağcı dostlarımıza Pandül olarak ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.Ayrıca rastladığımız bu 12 kişilik dağcı ekibi bize Bursa Dağcılığının çok güzel bir seviyede olduğunu gösterdi.Çünkü hepsi farklı farklı kulüplerden veya bireysel sporculardan oluşuyor ve farklı kulüplerden olmanın kıskançlığı ve nefretinden uzak, birlikte tırmanış yapıyorlardı.Bursa Dağcılık Platformunu tebrik ediyoruz. 




Onur Acar

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!