Menu

Demavend Kış Tırmanışı

Etkinlik adı: Zirve Dağcılık Demavent Kış Faaliyeti
  Etkinlik tarihi: 07/15 ocak'06
  Bölgenin adı: Demavent-Tahran(İran)
  Etkinliğe katılanlar: H.Hüseyin Boğaz,Erhan Pekmen,Hakan Çetin,Selda Üstündağ,Meltem Uymaz,Sönmez Erkaya
  Ekip lideri: H.Hüseyin Boğaz
  Tırmanış rotası: Klasik-güney

Yaklaşık on yıl önce,bir kış günü Alper Sesli organizatörlüğünde Yıldız Üniversitesinin bahçesinde Demavente gitme hazırlıkları içerisindeydik.Ki o dönemde aspirin bile İranda uyuşturucu muamelesi görüyordu.Malumunuz humeyni dömemi idi.Neyse çeşitli gerekçelerden dolayı bu faaliyeti gerçekleştiremedik.Bir ukte olarak içimde kalmıştı...
  
 Nihayet kulübümüzün bu seneki ilk kış etkinliğinde Demavent vardı.Çok sevinmiştim.Hep yapılır diye ertelenen faaliyet sonunda realleşiyordu.07.01.2006 Cumartesi günü Demavent ve Ağrı ekibi Kadıköyde vapur iskelesinde buluştuk.Öğleden sonra yola çıkan otobüsümüzde hayli keyifli idik.Pazar günü Ağrı ekibini Doğubeyazıtta bırakıp İran topraklarına girdik.Sınırda etrafımızı saran ayaklı döviz bürolarından bir miktar para aldık.İranda para birimi riyal olmasına rağmen,hayali olarak sondaki bir sıfır atılıyor ve adına tümen deniyor.1YTL=650Tümen,1$=950Tümen.Yani paramız burada değerli.Ben bir haftada yemek,ulaşım ve yatak için bozdurduğum 50$ bitiremedim.


Bu ülke için kafamda büyük önyargılar vardı.Yol boyunca Hüseyin ve Hakan bu önyargılarımı kırmaya çalıştılar.Ve bunu büyük orandada başardılar.Kültürel ve geneleksel olarak benzerliklerimiz çok fazla.Azerilerin bulunduğu bölgelerde Türkçede konuşuluyor.Takside,evde Türkçe parçalara rastlamak mümkün.Sokaklarda dilenci yok.Üstelik hemen hemen her köşe başında camekanlı bağış kutuları var.Gecekondulaşma tarih olmuş.Alt ve üst yapı sorunları büyük oranda çözülmüş.Arabalarını,ilaçlarını ve silahlarını kendileri üretiyor.Kısaca kendilerine yetiyorlar üstelikte dışarıya borçlanmıyorlar.Hateminin ılımlı yönetimi halka yansımış.İnsanlar gayet modern giyiniyorlar.Erkekler uzun saçlı,top sakallı,bayanlar kotlu ve başlarında şal gibi,atkı gibi saçın büyük bir kısmını ortaya çıkaran giysiler bulunmakta.Tabiiki aşırı kapalılarda var ama dedimya ben tam bir molla ülkesi bekliyordum.İranı bir arap ülkesi sanıyordum,çoğunluğu Farslı.Birde çok az cami var.Genelde küçük mescidler var.Bir yerde okumuştum;islam ülkeleri içerisinde en çok cami Türkiyede imiş.Hemde her mahallede vede aynı mahallede birkaçtane.Göşterişmi desek,abartımı bilemiyorum...
  
Pazartesi Tahran terminalinde indikten sonra dolmuşlarla Riene köyüne akşam saatlerinde ulaştık.Burada Shelter1-2000m. dağevine yerleştik.Hüseyin bizi yemek için daha önceden geldiği lokantaya götürdü.Burada yediğimiz bir yemek bize öyle leziz geldiki etkinlik boyunca geri döndüğümüzde ilk iş olarak bu lokantaya gelip bu enfes yemeği yemeyi hayal ettik.Abbuş denilen bu yemek bir maştapada geliyor.Yanında bir boş tas ve bir metal çubuk şeklinde ezecek aleti.Biz bunların ne işe yaradığını anlıyamadığımızdan(heralde maşraba içerisindekiler tasa boşaldılıp,ezecekle püre haline getiriliyor)ekmeği banarak yedik.İçerisinde kemikli et,kabuğuyla birlikte patates,nohut ve kurufasulye.İnanın ilk önce bu ne diyorsunuz fakat sonra...


Ertesigün(10.01.2006 salı) bir ciple ikinci kamp yerine(Shelter2-3100m.) varmak için yola çıktık.Dağevinden ayrılmadan görevlinin uyarısı kulaklarımızda çınladı"unutmayın,iki gün hava güzel sonrası kötü".6 Km.bir ilerlemeden sonra aşırı kardan jeep ilerleyemedi.Bizde batonlara kuvvetle öğleden sonra kamp yerine vardık.Burada bir mescid var,hemen yanındaki barakada da biz kaldık.Havanın güzel oluşu ve çabuk bir şekilde buraya varışımız biraz gevşememize yol açtı.Bu hatalı yaklaşımın akıbetini ertesi gün çekecektik.
  
Bu gevşemeyle saat 10'da(11.01.20006)yola koyulduk.Hava açık ve güneşli.Hedef üçüncü kamp yeri.Lakin rotayı tam bilmediğimizden(ucuz olmasına rağmen rehber tutmadığımızdan) biraz bocalıyor kamp yüküyle girdiğimiz kayalıklardan kurtulmaya çalışıyorduk.Karda yoğun olduğundan aşırı batıyorduk.Sonunda hava kararmış ve biz hala kamp yerine ulaşamamıştık.Aşırı yorulmuştuk ama bivaklamakta istemiyorduk.Nihayet 20'gibi Shelter3-4200m. varmıştık.Burada bizi bekliyen bir süpriz vardı,Derviş Reza diye bir zat.Yılın bu zamanlarında elinde Kur'anla bu barakada yaşıyordu.Ve 40 gündür gördüğü tek insan bizlerdik.Burada rüyalar görüyor ve bunları yorumluyormuş.İlk başta itici gelen bu tipi daha sonra öylesine sevecektik ki ayrılmak zor gelecekti.Dağları seviyordu,Demaventle Ağrının kardeş olduğunu söyledi.Yarım yamalak Türkçesiyle anlatamadıklarını daha çok el,kol ve mimik hareketleriyle beceriyordu.Sanki karşımızda sessiz film oynuyor ve bizlerde bunu çözmenin mutluluğunu yaşıyorduk.Dağ hakkında bize o kadar uyarı ve bilgilerde bulunduki;bu küçük adam gözümüzde giderek büyüyordu.Bizimle gelip yol göstermesini istedim.Oruç tuttuğunu,yoksa seve seve dedi.40 yaşında diye düşündüğümüz bu zat tam 74 yaşında imiş.Bir radyosu var idi ve hava durumunu bize bildiriyordu."Şu an Tahranda kar yağıyor ve hava 5 gün boyunca kötü olacakmış."Bir anda neşemiz kaçtı.Dışarıda şiddetli bir rüzğar ve yağış başlamıştı..


Benim zamanımın kısıtlı olmasından dolayı bir an önce zirve denemesini yapmak istiyordum.Lakin hepimizin aşırı yorgun oluşu ve havanın bozması bir günü off olarak geçirmemizi sağladı.Vakit daralıyordu eğer bu gecede hava açmazsa,artık dönmemiz gerekiyordu.Çünkü aşırı sis ve tipi dönüşümüzüde tehlikeye atıyordu.Artık ümüdümüzü kesmiş,birbirimizi teselli ediyorduk.Gece 02'de(13.01.2006) kalktığımızda rüzğar dinmiş,sis dağılmış ve gökyüzünde dolunay sanki bize gülümsüyordu.04'te çantaları yüklendiğimizde Selda,Meltem ve Reza'yı ardımızda bırakmıştık.Zirve yolunda ilerlerken bir an önce güneşin doğmasını bekjliyorduk.Terlemeyi bile engelleyen bir soğuk vardı.Güneş doğduğunda bir hayli irtifa almıştık.Isınmanın aksine dahada üşüyorduk.Çünkü batıdan en az -25 derecede bir rüzğar esiyordu.Mola dahi vermeden ayakta soluklanıp adım adım zikzaklıyorduk.Bir ara gözlerimi kapattığımda açamadım.Kirpiklerimdeki kar taneleri hemen donmuştu.Eldiven dahi çıkaramıyorduk.Telsizle aşağıdaki ekibimize" herşey yolunda" diyorduk.Oysam bir dizi aksilikler peşimizi bırakmadı.Bir kaya geçişinde elime gelen taşla düşmemek için batonumu kullanarak durabilmiş fakat fazla esneyen batonum kırılmıştı.Hüseyinin feneri dağılmış ardından tozluğunun fermuarı bozulmuştu.Hakanda bir ara zirveye yaklaşmışken üstüne mont geçirmek için çıkardığı kaskının gözünün önünde süzülerek yuvarlanışını çaresizlikle seyretmişti.Tam Erhanda bir şey yok derken,zirveyi yaptıktan sonra hafif bir rahatsızlığı oldu.Zirveye yaklaşırken bahsedilen kükürt dumanının epey yoğun olduğunu farkettim.Bir ara Hüseyin bu dumanın içinde kaybolmuş,tiz ötesi bir çığlıkla-feryat figan kendini zor dışarı atmıştı.Yanlız donmuş iki büyük şelale doğrusu çok hoştu.Saat 14:30'da(5671m.) zirvedeydik.Birde ayın 13'ü uğursuz derler,haltetmişler.Yaklaşık 1500m.çıkmış ve aynı mesafeyi 4200m.'ye kadar inecektik.Vakit kaybetmeden süratle irtifa kaybetmeye başladık.Çıkarken aldırış etmediğim ayağımı vuran plastik iyice canımı yakmaya başlamıştı.Hava kararmış bizi sabırsızlıkla bekleyen kamptaki karaltılara yaklaşıyorduk.17'gibi barakadaydık.Bir zaman bir şeyler yiyemedik.Sıcak sıvılar alarak geçiştirdik.Tabii tüm bunları Selda ve Meltem sayesinde gerçekleştiriyorduk.Kımıldayacak dermanımız yoktu.Bu iyilik perileri(biz onlara 4200 güzelleri diyoruz)hem ocakta kar eritiyor hem sıvı ihtiyaçlarımızı gideriyor hem yemek işini ayarlıyor hemde üşüyen ayaklarımıza zig içerisinde sıcak su teminini sağlıyorlardı.Tekrar minnetlerimi sunuyorum...


Sabah(14.01.2006) sıkı bir kahvaltıdan sonra artık ayrılık vakti gelmişti.Reza'ya sarılıp duaları için(her ne kadar bilimsel,soloist/ekip buna bireysel diyor ama/ bir materyalist olsamda)çok teşekkür ettik.Bize"hava bozacak tez olasanız"diyerek uğurladı.Hüseyinin elinde GPS, yoğun sis ve karda ilerlemeye başladık.Saat hızla ilerliyor lakin biz halen bilinmezlikteydik.Sonuçta hava kararmadan bir yerlere çıkabilirdik,kötüsü bivaklamak zorunda kalabilirdik.Ekip ağırlaşmaya başlamıştı.Ve ben tek batonla en ufak bir dengesizlikte batonsuz tarafa düşüyordum,ayakta cabası.Nihayet hava kararmadan ana yola indik.Bizi alsın diye çağırdığımız jip kardan dolayı gelemeyeceğini söyledi.Batonlara kuvvet...Riene'ya 5km.kala tesadüfen grayderle yol açmaya çalışan işçilerle karşılaştık.Bize kurt sürüleri olduğunu on dakika sonra bir araçlarının kendilerine malzeme getireceğini ve onla geri döne bileceğimizi söylediler.Bu arada iki İranlı dağcının çığ altında kaldığını(sanırım doğu yüzü) ve öldüklerini bildirdiler.Yarım saat sonra gelen araçla Shelter1 dağ evine gittik.Tabii ilk işimiz yukarıda iken özlemini duyduğumuz Abbuş yemeğini mideye indirmek oldu.
  
15.01.2006 öğlen saatlerinde Tahrandaydık.Artık benim otobüsle gitme şansım yoktu.Çünkü yarın işyerinde kesinlikle olmam gerekiyordu.Ekiple vedalaşıp havalimanına hareket ettim.18 bin Tümen vereceğim otobüs yerine,235$ İran air uçağına bayıldım.Fakat en erken uçak pazartesi sabahı idi.Yerimi ayırtıp kente dönmeyi düşünürken,adı Mehdi olan bir zatla tanıştım.Kendisinin Türk kökenli olduğunu ve Türkleri çok sevdiğini söyledi.Bir özel havayolu acentesinde çalışan bu arkadaşla hemen ahbap olmuştuk.İşyerinden izin alarak kenti bana gezdirmek istediğini söyledi.Arabasına bindiğimde çıkardığı cd'lerde kimler yoktu ki;emrah,ibo,emel sayın.sibel can...Ayrıca evde de Türk kanallarını izliyormuş.Kenti araba ile dolaştıktan sonra ekibimin kaldığı otele bırakılmayı istedim.Otele geldiğimizde dikkatli olmamı üç Türkün fidye için kaçırıldığını söyledi.Malesef otelden on dakika önce çıkan arkadaşlarıma yetişememiştim.Bir müddet bekledikten sonra sıkılıp bir taksiyle havalimanına geri döndüm.Öğlen saatlerinde işyerimde iken arkadaşlarımın ne gibi serüven yaşayacaklarını hayal ediyordum.Zamanları vardı ve hepsinin farklı planları vardı.Doğrusu Demavent faaliyeti her anlamda bana yetmişti...  
Sönmez Erkaya 


09.01.2006 Pazartesi Reine dag evine ulastik.Bir gece konakladiktan sonra ertesi sabah (Saat 9.00 )jeeple yol ayrimina gelerek ikinci dag evine dogru yol aldik. 4 saatlik yürüyüs sonrasi ikinci dagevine vardik.
  
11.01.2006 Carsamba saat 10 civari 3. dagevine yola ciktik yogun sis ve hafif kar yagisi altinda 3.dagevine vardik. 9 saatlik yolculuk sonunda ulastigimiz dagevinde gunduz ortalama sicaklik tahminen -15 derece idi.
  
12.01.2006 Persembe gununu havanin bozuk olmasi nedeniyle dinlenerek gecirdikten sonra 13.01.2006 Cuma sabahi saat 04.00 de baslayan zirve yolculugumuz -20 derece sicaklik ve sert ruzgar altinda saat 14.30 da zirve de son buldu. 
  
Ayni geceyi 3. dagevine inerek gecirdikten yogun sis altinda GPS yardimi ile Reine dagevine ulastik.
  
Ekip uyelerimizden Hasan Huseyin Bogaz ,Hakan Cetin, Sonmez Erkaya ve Erhan Pekmen zirveye ulasirken, Meltem Uymaz ve Selda Ustundag 4200 m. kampina kadar gelerek sonsuz desteklerini esirgememislerdir.Asagidaki gps koordinatlari tarafimizdan kaydedilmistir.Ayrintili rapor ileride buraya eklenecektir.Tum ekip arkadaslarima tesekkur eder, Herkese bol ZIRVE' li gunler dilerim.
  
ZIRVE 5629 m
N 35 57.255'
E 52 06.623'
  
3.DAGEVI 4215 m
N 35 55.831'
E 52 06.508'
  
2.DAGEVI 3017 m
N 35 54.109'
E 52 06.539'
  
YOL AYRIMI 2436 m
N 35 52.711'
E 52 07.274'
  
REINE 2043 m
N 35 52.900'
E 52 09.970'

HASAN HUSEYIN BOGAZ


2006 nin su ana kadarki en onemli zirvesi oldu bu faliyet.2006 da su ana kadar 2 A grubu zirvemiz oldu.Demavent Kis- Klup ve BDK-Peck Kis-Bireysel.
  
2005 yilinda 80 civari zirve etkinligimizden sadece 2 adetinin A grubu faliyetimiz oldugunu (Agri Kis-Klup ve Lenin-Bireysel)ve 2004 de 40 civari zirve etkinligimizden sadece 1 adetinin A grubu faliyetimiz oldugunu (Lenin-Bireysel) hatirlarsak A grubu faliyetlerin klubumuz icin ne kadar onemli ve dagcilik adina zorlu faliyeler oldugunu anlayabiliriz.2006 da planli 2 adet A Grubu faliyetimiz (Lenin ve KDK kis) daha var.Bireysel etkinlikler ile bu sayi artabilir.Umarim onlarda da basarili olunur.
  
Ocak ortasi Demavente zirve yapan ekip son senelerde yok yada cok azdir.Ekip zirvede firtinaya yakalanmis ve 4200 e inisleri son derece guc sartlarda olmus.Kendilerini kulubumuzun en yuksek kis cikisini (5671 m) yaptiklari icin bir kez daha tebrik ediyor, basarilarinin devamini diliyoruz.  

Oguz Kaan Senol

Bu kategoriden diğerleri: « Hasan Dağı BDK Peck »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!