Menu

Tunç Fındık’ın Hüseyingazi hakkında bir yazısı

 

Hüseyingazi'ye ilk kez gittiğim sonbahar gününü hatırlıyorum; sapsarı bozkırın ortasındaki bu berbat, kurak, kötü renkli kayalıklarda ne işimiz vardı ve bir insan burada tırmanmaktan nasıl bir zevk
alabilirdi diye düşünmüştüm. Oysa bir de şimdi bak! Yıllar önce hor gördüğün, huzurundan kovduğun o genç, gururlu Hüseyin karşına miks tırmanışın ve kış boulder’ının kralı olarak geldi.. mi?? Şaka bir
yana, Ankara’da evde boş oturulan zamanlarda, dağ dönüşlerindeki günlerde, hava berbat olduğunda yapay duvar dışında bir doğa parçasına, üstelik rotalar olan bir doğa parçasına gitmek isteyen
Ankaralı tırmanıcı için Hüseyingazi kayalıkları önem taşıyor. Bodur mu, evet; çürük mü, bazen; sıkıcı mı, asla! Burası şehirden yarım saatte ulaşabileceğimiz, eldeki tek doğal tırmanış kaynağımız vee…
kışın süper  zevkli, her derecede miks tırmanış ve drytooling yapılabiliyor!
 
Bildiğiniz üzere Ankara kışın oldukça soğuk, karlı bir memlekettir ve kışı pek sevmeyen, kayaların soğumasından asla haz etmeyen bir kısım spor tırmanış ahalisi için, Hüseyingazi kayalıkları kışın (en
azından, kasımdan nisan sonuna kadar olan dönemde) yok sayılır; outdoor’dan yapaya hicret edilir. Ama kayanın üzerinde buz ve toz kar varken, hava ayaza çalmış sıfırın altında seyrederken, sert bir
bozkır rüzgarı içe işlerken, yerde diz boyu kar varken de kayaların ekmeğini yiyen bazı tırmanıcılar (ki bunların da bir kısmı yine spor tırmanıcıdır) bulunmaktadır. Işte bu onların hikayesidir (pek dramatik oldu be)!!! Mesela olay nasıl gelişiyor; şehirde iğrenç ayaz bir hava, soğuk, tipi var değil mi, millet sıcak evime kapağı atayım, çayımı içeyim diye anırırken bu sefil tırmanıcılar ‘abi hava süper, hüsgazide şimdi buz bile vardır, yarın miks takılalım mi? Kahveyi sen getir, ipi ben getireyim’ diye plan yapmaya başlıyorlar.. 
 
Bu yazıda, hem Allah’ın unuttuğu Hüseyingazi kayalıklarında bizim kışın keyifle yaptıklarımızı, hem de kışın kaya tırmanmanın (ve / veya drytooling yapmanın) bazı detaylarını anlatmaya çalışacağım..
Niye elverişsiz koşullarda, açık doğa ortamında kaya tırmanmaya gidilir ki? Bu işi yazın ılık havada, ince giysiler ve uygun ayakkabılarla yapmak caiz değil midir? Bir dağcı veya spor tırmanıcı kışın Ankara’ya kısılıp kalmışsa yapacağı işler bellidir: ya bizim oğlanın evdeki boulder duvarına gider ya da Hacettepe’nin yapay duvarına  (ortak’ın duvarı açılsa ona da gider!).. veya senin benim  fingerbordda, amca oğlunun kampüsbordunda kol – parmak kopartılacaktır. Peki ya uzun, kaya tırmanışı içeren, kazma ve kramponla tırmanış yapmayı gerektiren miks  rotalara hazırlık yapacaksan veya kışın gerçek kaya tırmanış antrenmanı yapmak arzusuyla yanıp tutuşuyorsan (vay be!), hatta en basitinden doğada tırmanarak bir gün geçirmek istediysen? Işte o zaman hedef Hüseyingazi; ayağına sert tabanlı deri tırmanış botlarını giy ve buz aletlerini, kramponlarını yanına almayı unutma, geleneksel tırmanış malzemelerini de.. Hele ki senin kafanda (işsiz, hayta, umarsız ve atletik!) adamlar varsa beraber gideceğin, senden iyisi yok.. Bir
termos sütlü ve şekerli kahve de işin tuzu biberi olur!
 
Kışın kaya tırmanmak ve ayrıca, soğukta tırmanış yapmak son derece keyifli bir şeydir bence. Evet, tabii ki  normal koşullarda yapılan tırmanıştan daha zordur ama kendine has güzellikleri, bazı özel trikleri vardır (kışın dağlarda tırmanan birçok tırmanıcının bildiği üzere). Her şeyden önce, soğuktan etkilenmenizi önleyecek uygun giyim malzemeleri önemlidir. Üzerinize sıkmadan, kat yapmadan ve aşırı kalın olmadan oturan powerstretch tayt ve ince polartec gömlek türünde  esnek ve tabakalı giyilmiş birçok kat  ince, sentetik giysiler; bere ve boğazlık, parmaksız eldivenler ve aşırı sıkmayan kaya ayakkabıları kullanmak doğru olur. Yanınızda kalın bir kaz tüyü veya elyaf vb. dolgulu ceket taşımak önemlidir; kayaya girmeden önce veya kayadan inince derhal üzerinize çekip kasları sıcak tutmakta vehareketsiz durup  çok üşüyen emniyetçiyi ısıtmak için..  
 
Ayrıca yanınızda bol sıcak sıvı (kahve- çay!) bulundurmak ve bunlardan bolca emzirmek tanrı buyruğu gibi bir şeydir. Bu hem beraber gittiğiniz kişilerle ‘abi iyi ki gelmişiz, bak süper kahve içiyoz!’ gibi aptal ve neşeli geyikler yapmanıza neden olur, hem de sizi bir güzel ısıtıp, içerdiği kafeinle taşikardi yaratarak, yaklaşan
dehşetli ve kaygan rotalara hazırlar! Kışın sıfır derece altındaki ısılarda, sportif rotalarda kaya
tırmanırken, tırmanış öncesi uzun uzun ve acele etmeden esneyip ısının.. Özellikle el parmakları soğukta sakatlanmaya çok müsaittir (sanki sıcakta sakatlanmaya müsait  değil!), bunun için bilek ve parmaklara özel ilgi gösterin, hatta hepsini bantlayın. Ellerinizi sağa sola vurmamaya, kör hamlelerle savurmamaya bakın; zira havanın ve kayanın soğuğu nedeniyle hissiyatı kaybedeceğiniz için, anlamadan ellerinizi  yaralamanız olasıdır (özellikle de çatlak tırmanışlarında). Basit, pozitif eğimli rotalardan başlayın tırmanmaya ve iyice kendinize gelip ısınınca parmaklara aşırı güç binen, krimp tarzı hamleler gerektiren daha zor rotalara geçin. Isındıkça üzerinizdeki fazla, kalın giysileri çıkartın ve en sonunda  gayet ince giysilerle devam edin. Parmaksız eldivenler ve bere, esasında bildiğiniz gibi berduş Ingiliz- Amerikan boulderci (hani CD’lerini seyrediyorsunuz ya!) tarzıdır ama burada, kozmetik ve tribin ötesinde ısıtmada da yararlı olduklarını göreceksiniz. Boulder yapmak dışındaki tırmanışlarda kask takmayı ihmal etmeyin. 
 
Soğukta  tırmanırken ayaklar en çok zararı görür, özellikle de yalıtımsız, zar gibi ince kaya ayakkabıları kullanıyorsanız böyle olması neredeyse kesindir. Parmakları donar gibi olup hissizleşen, dolaşımı kesilip frozbite yaklaşan ayakları açmak ve tekrar ısıtmak için bolca uğraşmanız gerekir (bu arada, kaya ayakkabısını çorapsız giyenlere de bi fatiha okuyup geçin). Yalıtımlı, kışlık  bir kaya  tırmanış ayakkabınız varsa en kral sizsiniz çünkü sıfıra yakın ısılarda kaya tırmanış ayakkabılarının lastiği çok iyi tuttuğu bir
gerçektir. Veya.. kalın, sert tabanlı dağ botlarınızı kullanacaksınız! 
 
Dağ botlarıyla tırmanış dağcının normalde yaptığı bir şeydir; kışın kayalarda ince buz ve toz kar, ıslaklık varken geçerli tek yöntem budur denilebilir. Sert tabanlı botların bilinen iyi özellikleri  küçük köşe ve kenarlara iyi tutunma, kalf kaslarını çok yormama, ayağı sıcak tutma olarak tanımlanabilir. Kötü yanları ise, sürtünme (yüzey)  tırmanışı yapmanın ve zemini (dik - negatif kayayı) hissetmenin zorluğudur.. Ama alışınca, bu tür sert ayakkabılar belli zorluk derecelerine kadar hiç fena değildirler. Mesela, geçenlerde 
bizim Selo’ya sert, kaliteli bir ayakkabı giydirip dik, küçük tutamaklı bazı rotalara girmesini sağladık; ‘vay be, bunlar ne kadar güzelmiş!’  bile dedi. Sana sadece spor  tırmanıcı diyenler utansın Selo! Geyik bir yana, dik bir rotayı ağır, sert tabanlı deri dağ botlarıyla, hatta hantal plastik, mesli botlarla çıkmak bence önemli bir şey; çok iyi bildiğiniz veya size sıkıcı, kolay gelen, ortalama zorluk derecesinde bir rota bile soğuk bir kış gününde ve ayakta ağır botlarla size farklı tatlar yaşatacaktır. Bu tatlar güvensizlikten
dehşete veya kanırmaya kadar değişik boyutlarda olabilir!! (şaka valla şaka). Sürtünme tırmanışını unut, sadece set ve köşeleri basamak olarak kullanabilirsin, kollarına aşırı yük binecek, güçlü ve dayanıklı olan kazanır! Aslında bunu yapay duvarda sadece rölyefin basamak olarak kullanılabildiği (basamak yok), ellerin ise tutamaklarda serbest olduğu zorca rotaları tırmanmaya bir nebze olsun benzetebiliriz. Alışkanlık  ve güven meselesi..
Gelelim drytooling’e. Seçin en kolay, çatlaklı rotayı ve ayakta kramponlar, elde buz aleti varken lider girin. Ne kadar güvensiz ve kaya tırmanışından bir dünya farklı bir his yaşayacağınızı burada ben anlatmayayım. Drytooling, kayada buzlanma veya toz kar varsa veya buz ile kaya bölümleri arası kramponu çıkaramayacağınız kadar kısaysa, kaya etabını krampon ve kazmayla tırmanmaktır; bu tür şartlarla kışın ve geçiş mevsimlerinde büyük dağ rotalarında daima karşılaşabilirsiniz. Sadece dağa hazırlık veya antrenman için değil, sırf zevk, değişiklik ve teknik kapmak için bile drytooling yapabilir
bir tırmanıcı. Miks tırmanışın önemli bir parçası olan bu teknikte buz aletleri ve kramponlar  kayadaki her tür zayıflıkta etkin olarak kullanılmaktadır. Ne var ki, drytrooling son derece riskli bir tırmanış tarzıdır; el ve ayaklarınızdaki keskin, delici gereçler ile lider düşüş yapmanız halinde kevgire döneceğiniz gerçeğinin bilinci pek hoş değildir. Amacım burada drytooling veya miks tırmanış tekniklerini  anlatmak değil (bunun için çok yakında çıkacak olan ‘kış tırmanış teknikleri’ adlı kitabımı bekleyiniz, taklitlerinden kaçınınız!); ama Hüseyingazide en sık yaptığımız kış aktivitelerinden biri budur. Havanın buz gibi soğuk olması drytooling için süperdir; soğuk havada kayayı elle tutmak yerine buz aletini ufak setlere takarak veya çatlaklarda yan kanırtarak tırmanmaya meyil edeceksiniz çünkü. Yaptıkça  olaya ısınılan, ısındıkça da sevilen ve zevk alınan hassas bir tırmanış türüdür bu. 
Drytooling yapmak için bunu gerçekten istemek ve heves etmek gerekli bence. Drytooling yapmaya yeni başlayanlar için, bunu daha ılık havalarda, güvenli, boltlu rotalarda ve yerden çok yükselmeden boulder yaparken denemek, daha sonra dik, geleneksel  veya boltlu rotalara geçmek doğru olacaktır. Bu tür bir aktivite için yüzey rotaları yerine  çatlak rotalarını tercih etmek akıllıca olur; zira buz aleti ve kramponlar en iyi şekilde bu tür çatlaklı rotalarda kullanılabilirler. Mesela Hüseyingazi’deki Peksimet kayalıklarında
bulunan ‘çatlak’ veya ‘kıçkıran’ rotaları bunun için çok idealdir. Ne olduğunu anlamak ve hata yaparsanız yaşamaya güzelce devam etmek için, mutlaka üstten emniyetle miks çalışmaya başlayarak olayı
öğrenin.
Drytooling boulder yapmak için de bizim ortamda baya güzel yerler var (hatta bazen buz bile oluyor üzerinde). Yerden çok yükselmeden, onlarca metre buz aleti ve krampon takarak, kanırtarak yan
geçebiliyorsunuz. Böylece kendinizin ve aletlerinizin sınırlarını ve kısıtlamalarını deneyip anlarken, hem evde toz tutan süper buz aletleri biraz olsun eskiyor hem de kramponun anası  ciddi şekilde ağladığı için yenisini almaya mazeret çıkıyor!!
Bu noktada üstünde durulması gereken ciddi bir detay var. Sık tırmanılan popüler kaya rotalarında miks tırmanmak ve drytooling yapmak kayayı zedeleyecek, kıracak ve çizecektir. O yüzden (yerel
tırmanıcılar ve rota yapıcılarla papaz olmak istemeyeceğinize göre) popüler rotalarda drytooling yapmayın veya yaparsanız da kayayı kırıp dökmemeye, görselliğini bozmamaya gayret edin. Mesela, tutup da
Geyikbayırı veya Anavarza’nın muhteşem kayalarında drytooling yapacam demeyin!
 
Ayaz soğukta başlayan Hüseyingazi gününün ilerleyen saatlerinde, Ankara’nın kuru ayazı sıcak güneşle kırılıp hava ısısı sıfırın üzerine tırmanırsa, çantadan kaya ayakkabılarını çıkarıp güneye bakan yüzlerde harbi boulder yapma zamanı gelir. Yok eğer sıkı bi tipi başlamış ve sis basmış, soğuk içinize işliyor, çeneniz donuyor ve tırmanış ateşi bile artık sizi ısıtamıyorsa, ‘ulan biz bu dağ başında ne halt ediyoruz, bir an önce yapay duvara gidip adam gibi antrenman yapalım’ şeklinde düşünceler mütemadiyen zihninizi meşgul ediyorsa, mahalleye kısa bir yürüyüşün ardından 327 numaralı belediye otobüsü ve  şehirde bir yerlerde ılık, güzel bir kafe sizi beklemektedir..
Aman ayaz hevesinizi kırmasın; bir daha gelin! Stein puller’li, krampon basmalı ve mümkünse donmuş buz şelalesine alet sallamalı günler dileklerimle..
 
 
Yayına Hazırlayan : Onur Acar

Son DüzenlenmeCumartesi, 22 Aralık 2012 23:16

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!