Menu

Çamlıdere – Alıç Dağı

Katılanlar:
Ankara Dağcılık ve Kış Sporları İhtisas Kulübü: Ahmet ÖZKAN (Rehber), Runa ORHON, Mustafa ASLANKURT, Müge ÇOBAN, Ali ERDEM, Menekşe KIRDI, Taner İYEM
Atılım Üniversitesi Doğa Sporları Kulübü: Özlem ÖZGÖBEK, Onur ACAR, İlmi KARAN

Etkinlik İsmi: Çamlıdere – Alıç Dağı doğa yürüyüşü
Tarih:20 Şubat 2005 Pazar
Hazırlayan: Özlem ÖZGÖBEK
Etkinlik Yeri: Çamlıdere Yaylası – Alıç Dağı Güneydoğu Güneybatı yönleri
Malzemeler : Sırt çantası, tozluk, baton, yağmurluk
20 Şubat 2005 Pazar saat 6.00’da kalkıyorum sıcacık yatağımdan. Pencereden baktığımda Ankara’nın sisli ve dumanlı havasıyla karşılaşıyorum. Güneş yüzünü yeni yeni göstermeye başladığından belki de içimi gün boyunca havanın kötü olacağına dair bir his kaplıyor. Son hazırlıklarımı yaptıktan sonra yola koyuluyorum. 

 


Daha önceki bireysel katılımları saymazsak, bu kulüp olarak Ankara Dağcılık Kulübü’yle birlikte yapcağımız ilk etkinlik. Arkadaşlarla Sıhhıye’de buluşup minibüse doğru yürüyoruz. Ankara sınırlarından çıktığımız anda başlayan kar yağışı hepimizi şaşırtıyor. Yer yer yoğun kar yağışı altında geçen yaklaşık 1,5 saatlik yolculuktan sonra Çamlıdere Yaylası’na varıyoruz. Hazırlıklardan sonra Alıç Dağı’na doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Ekibin performansı iyi olursa yolumuzu biraz değiştirip rotayı zorlaştırmayı ve uzatmayı planlıyoruz. Ancak yaklaşık yarım saat sonra hem hava koşulları hem de gruptaki bazı arkadaşlarımızın performanslarının düşüklüğü nedeniyle vazgeçip normal rotamızdan ayrılmıyoruz. Bütün kış boyunca şehir içinde sadece 2 kere kar yağışı gördüğümüzden buradaki yoğun kar karşısında bir yandan şaşırıyor, bir yandan da iyi ki gelmişiz diyoruz. Bir süre sonra kar kalınlığı artıp dizimize gelmeye başlıyor. 

Öncünün açtığı izlerden tek sıra halinde ilerlerken hafif bir kar yağışı da bize eşlik ediyor. Hatta bir ara hafif bir sisle karşılaşmamız herkesde havanın daha kötüye gidebileceği endişesini uyandırıyor. Neyse ki bir süre sonra tepede bir açıklıktan gördüğümüz, ilerideki tepeleri aydınlatan güneş ışığı havanın iyiye gittiği sinyalini veriyor. Ancak bir yandan hala atıştıran kar altındaki yürüşümüz de sürüyor. Yer yer neredeyse bacak boyundaki kar kalınlığı hem yürüyüşümüzü zorlaştırıyor hem de biraz eğlendiriyor bizleri. Öğle yemeği molamızı bulduğumuz düzlük bir alanda veriyoruz. Yiyeceklerimizi ayakta atıştırdıktan ve üzerine sıcak kahvelerimizi içtikten sonra inişe başlıyoruz. Bu arada ben termosumu yanıma aldığım için bir kez daha çok mutlu oluyorum. 
O kadar yol boyunca taşımaya değiyor doğrusu. Yer yer tamamen buz tutmuş kar üzerinde yavaş bir iniş gerçekleştirdikten sonra orman içindeki yola iniyoruz ve Çamlıdere Yaylası’na kadar bu yolu takip ediyoruz. Yolda karşılaştığımız bir cipin sahipleri bizi gördüklerine çok seviniyorlar. Kara saplanıp kalmışlar yolda. El birliğiyle onlara yarım edip cipi saplandığı yerden kurtarıyoruz ve daha ileride yolun daha da kötü olduğunu söyleyip yolumuza devam ediyoruz. 

Bizi bekleyen minibüsümüze ulaştığımızda, Halil kaptanın çayları demlemiş olduğunu görüyoruz. Hep birlikte sıcacık çaylarımızı yudumlayıp yanında birşeyler atıştırarak sohbete dalıyoruz. Bu sırada yanımıza gelen birkaç köpek ve birde sevimli yavruyla da yiyeceklerimizi paylaşıyoruz. Ve kötü bir havada başlayıp biteceğini düşündüğüm yürüyüşümüz, güneşli ama soğuk bir havada son buluyor. İstemeyerek de olsa geri döndüğüm Ankara’da ise hala kıştan eser olmadığını görüyorum. 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

DMC Firewall is developed by Dean Marshall Consultancy Ltd