Menu

Serindere

 

Derneğimizin üç aylık programına göre 25 Ağustos tarihinde Serindere'ye gidiyorduk.Pazar sabahı Belediyenin önünde buluştuğumuzda ekibimiz 15 kişiden oluşuyordu. 


Saat 07.15'de hareketle otobana girdik.Kandıra çıkışından sonra yapımı yeni tamamlanan E-5 üzerindeki köprüyü geçtikten hemen sonra Kullar sapağına saptık.Kullar'da yapılan alışveriş ve kahvaltı sonrasında yaklaşık 50 dakika süren ve çoğunluğu toprak bir orman yolu ile yürüyüşün başlangıç noktasına ulaştık.Serindere idari olarak Kullar'a dolayısıyla İzmit'e bağlı.Coğrafi olarak Kartepe'nin batısına düşmekte.Engebeli bir arazi yapısı ortama farklı bir güzellik veriyor.Dik bir şekilde yükselen tepeler,kanyonlar bölgemizdeki belki de en vahşi doğal görüntüleri sunmakta.Orman yapısı olarak da yoğun ve el değmemiş bir yapıya sahip; genelde ulu kayın ağaçları ormanı oluşturmakta.Yürüyüşümüzde adı geçen Serindere Yuvacık barajına dökülen derelerin en büyüklerinden. 


Ana kol kendisine katılan bir çok küçük derecik ve kaynaktan beslenmekte.Dere içinde de yürüyüş yapmak mümkün ve yapılmakta ancak bizim tercihimiz dere kenarını takip eden patikada ilerlemek olduğundan dereye girmedik.Parkurun en güzel noktalarından biri bundan yıllar önce İzmit'e su getiren borunun geçmesi için kayalarda açılan tünelden geçmek.Çok uzun olmasada içine girilen karanlık ,içerisinin serinliği katılımcılara güzel anlar yaşatmakta.Ardından yolumuzun üzerinde bulunan ve bu bölgede çok da fazla bulunmayan ölçüde büyük mağara ilgi çekici.Bir zamanlar darphane olarak kullanıldığı iddia ediliyorsa da şu anda girişi toprakla kapanmış durumda.Bu dediğimiz noktaları geçtikten sonra dereboyu patikayı takip ederek yemek molasını verdiğimiz beton köprüye vardık.Bu noktanın başlangıca uzaklığı yaklaşık 5 km.Yenilen yemeklerin ardından güç toplayan ekibimiz bu sefer derenin karşı tarafında tepelere doğru yükselen dik bir orman yolundan yükselerek ormanın içine gireceğimiz noktaya ulaştık.Serindere doğa gezileri düzenleyen turların çok fazla gitmedikleri bir parkur olduğundan zaman zaman kaybolmaya yüz tutmuş ve git gide dikleşen bir patikadan dere kenarına indik.Bu iniş sırasında ısırgan otları varlıklarını çok güzel ve sık bir şekilde gösterdiler.İniş esnasında kimi katılımcıların ayakkabılarının yeri yeterince kavrayamaması ufak tefek kaymalara ve hasar yaratmayan düşmelere de neden oldu.Bu da bir doğa yürüyüşünde en önemli unsurun iyi bir yürüyüş ayakkabısı olduğu gerçeğini bizlere bir kez daha göstermiş oldu.Dere kenarında verilen kısa bir molanın ardından tekrar tünelden geçerek aracımızın yanına geldik.Başlangıç saatimiz ile varış saatimiz arasındaki zaman dilimi 5 saatti..Yorucu olmayan bir yürüyüş yapmış olduk.Rota her katılımcının zevk alabileceği unsurlar içermekteydi.Havanın parçalı bulutlu olması sıcaklığın rahatsız edici olmasını engelledi.Çaylarımızı içip yola çıktığımızda saat 16.00'dıydı.Tam saat 18.00'de Gebze'ye gelmiştik.Güzel bir gün geçirdiğimizi düşünmekteyim.Katılımcıların birbirleriyle olan uyumlarının üst düzeyde olması da çok güzeldi.Şimdi bir sonraki yürüyüşü bekliyoruz.

15 Eylül ,Kartepe.......

Hasan BOYACI

Son DüzenlenmeCumartesi, 12 Kasım 2011 18:42

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol