Menu

Demirkazık Batı (Varyant)-Güney Traversi

Aladağlar - Niğde

 

Ekip: Serkan GİRGİN, Tolga KANIK, Sertan GİRGİN (ODTÜ-DKSK) 
Tarih: 19-21 Haziran 1999
Rota: Demirkazık Batı (varyant) - Güney Traversi 
Not: Etkinliğin asıl amacı Demirkazık batı rotasından başlayıp 3 gün içerisinde Çağalınbaşı'na travers yapmaktı. Ancak koşullar buna izin vermedi. Ayrıntılar aşağıdadır. 

19 Haziran Cumartesi: 
Uykusuz bir gece yolculuğundan sonra saat 05:30 civarı terminale vardık. Simit gibi birşeyler atıştırırken 06:30 daki servisi bekliyorduk. Bu sırada terminalde bizden başka Gıyassettin Demirhan'ın (Hacettepe Spor Bilimleri Akademisi-öğretim görevlisi) da bulunduğunu gördük. Yanına gidip merhabalaştık ve koyu bir sohbet başladı. 

Saat 07:45 civarı dağevine vardık. Tüm hazırlıkları tamamlayıp, dağ evindeki görevliye tırmanış bildirim formunu hazırlayıp verdikten sonra saat 08:45 civarı Arpalık'a doğru dağ evinin sağında kalan patikadan yola çıktık. Hava güneşli ve güzeldi. Arpalık'a doğru yükseldikçe bir vadi oluşumu başlıyor. Bu vadinin hep sağ yamacında kalınmalı aksi halde karşınıza kayalar çıkabilir. Bunlar vakit kaybettirebilir. Bir buçuk saatte Arpalık'ı tamamlayıp mola verdik. Artık Demirkazık batı rotası tam karşımızdaydı. Eğim de artık ani bir şekilde artıyordu. Bu yüze baktığınızda en karakteristik şekil, yüzü ortadan yukarıdan aşağıya ikiye bölen tobleron şeklindeki sırttı. Bu sırtın sağı veya solu çok farketmiyor, ancak biz en çok tercih edilen sol tarafı kullandık. Baştan çarşak olan eğim, 300-400 metre sonra yerini II derece kaya tırmanışlarına bıraktı. Uygun kayalardan zorlanmadan tırmanmaya başladık. Bu arada sağ tarafımızda tobleron sırt devam ediyordu. Sırtın sonlarına doğru iyi belirlenen bir nirengi noktası vardı: tobleronun bittiği yerin bir solunda kalan hörgüç şeklinde bir kaya. Orada bir mola verdik (13:00). Tahmini irtifa 3200 metreydi. Molamız biraz uzamak zorunda kaldı, çünkü bu ani yükselişimiz sebebiyle bazı sorunlar yaşadık. Özellikle Sertan'da hafif akut dağ hastalığı belirtileri gözlemledik. Uykusu geliyordu, midesi bulanıyordu, baş ağrısı vardı. Halsizlik de başlamıştı. Bende her nefes alışımda sanki öğürecekmişim gibi bir his vardı. Serkan'ın da başı ağrıyordu. Sertan kendini biraz iyi hissetmeye başlayınca yükselmeye devam ettik. Hörgüçten az sağa dönüp yükselince babalar rahatlıkla görülebilir. Arka hizamıza artık altımızda kalan tobleron sırtı aldık. Babaları takip ederek rahat kaya geçişleriyle Peck kulvarının batı yüzünü kestiği yere geldik. Burası dar ve dik bir vadiydi. Sola doğru yükseliyordu. Aşağıya vadiye 20-30 metre kadar indik. Sonra 30 metre kadar vadiyi yan kesip karşı duvara (Batı yüzünün devam eden kısmı) yaklaştık. Rahatsızlığımızdan dolayı devam etmek anlamsızdı. Bunun üzerine bivak atacak bir yer bulduk (15:00). Her duvardan su sesleri geliyordu. Bulduğumuz yer pek düz değildi, aşağı kayma riski vardı, bu yüzden duvara üç sikke çaktık, emniyet kemerlerini giyip ipe girdik, taş düştüğünden kaskları takıp öyle yattık. 

Sabah 08:00 civarı kalktığımızda herkes kendini çok iyi hissediyordu. Hava yine açık ve güzeldi. Toparlanıp biraz aşağıya indik ve benim yukarı doğru en sağda ( geçide göre dipte) kalan kulvardan yükselme fikrimi uyguladık. Ancak devamı yokmuş. Onun bir solunda yani ortada kalan doğru olanmış. Ana Peck Kulvarı bu oluyormuş. (Onun solunda bir kulvar daha vardı. Kulvarlar geçit hizasında vadiyi üç dar ara vadiye bölüyor.) Kulvara girmeden önce kramponları giydik ve yükselmeye başladık. Eğim 60 derece civarıydı. Kulvar bir ara iyice daraldı. Kramponla kayalardan geçmek de gerekiyordu. Bir yerden sonra kulvar genişledi ve uzakta bir v gediği gözüktü. Bu gedik kuzey duvarına bakıyormuş. Biraz daha yükseldikten sonra kulvar sağa doğru genişledi. Tam bu noktada düz bir alan vardı, bivak atılabilir dedik. Bu noktada mola verdik Sertan'a doğru eğilirken matım perlonlarından kurtulup Peck Kulvarı'na uçtu. Kardan aşağıya kayışını izledik. Serhan (Poçan) bize ikinci genişlemeden sağa dönmemizi söylemişti, ancak bu ilk çanakta karın bittiği yerden itibaren rota kolay gözüküyordu. Bizimkilerin de ısrarıyla buradan yukarı döndük Kayaya girmeden önce dik bir kar etabını geçtik ve emniyet malzemelerini kuşandık. Ben frictionlarımı giydim. İlk takıldığımız yeri ben geçip Serkanlara emniyet attım. Kaya giderek yüzey halini almaya başladı. Daha sonra ki etap da zordu ama serbest geçtik. Sonra bir V- lead ettim. III+ ile devam etti. Kaybettiğimiz zaman tam iki saat olmuştu. Bu kadar zor olmamaliydi. Rotamızın varyant olduğuna karar verdik. 

Ha bitti, ha bitecek diyerekten boşluklu ve zor geşişleri tamamlayarak rahat devam edip, sırta vardık. Zirve bayrağı uzakta gözüküyordu. Saat 15:00'da zirvedeydik. Arkadaşları, bizimle eş zamanlı Demirkazık doğu duvarını zorlayan Kürşat Avcı ve Engin Külahoğlu'na yiyecek bırakmış, biz de pilavımızı bıraktık. (Aşağıda başardıkları haberini aldık.). Zirve defterini imzalayıp klasik rotayı pusula ve harita ile tespit ettik. Defteri imzalayıp inişe geçtik. Güney doğuya doğru uzanan sırt klasik rotanın külahına bağlanıyor. Yine babalar vardı. Külahtaki ilk kritik yerde bolt vardı. Bolttan benim emmiyetimi aldılar. İp yanımda sarkıyordu ancak ikinci boltu 50 metre aşağıda bulduk. Iki bolt arası mesafe elli metre ise ki bizde yarım ip vardı, yani 25 metre inebilirdik, ikinci bolta girip, eğimin artarak külahın kritik noktalarının başladığı yerlerde, hoş olmayan bir eğimde kalmaktan çekindik. 

Sertan sağ taraftan inen dar bir vadi keşfetti. "Buradan ineriz abi gidiyor işte" dedi. Rotayı bilmeyince tarif de alsan ne yapacağını şaşırıyorsun. Uzakta geniş bir kar kulvarına bağlanıyordu. Klasik rotadan nasıl olsa tırmanırdık, ama dağın güney yüzü gibi farklı bir yerini tanimak o an çok cazip geldi. Kocasarp'a devam edecek zamanımız da kalmamıştı (bir sonraki gün Dksk'nın trans etkinliğine katılmamız gerekiyordu.). Kısa bir tereddüt sonrası güney yüzünden inmeye başladık. Ama bir süre sonra umduğumuz gibi gitmediğini anladık. Kar kulvarına kadar 3 ip inişi yaptık. 2 sikke dağa armağan olsun. Başkaları da sikke bırakmıştı ama sadece en son kar kulvarına inerkenkini güvenli bulduk. Kardan geri geri yüzlerce metre indik. Ayakta inmek için çok dikti. Bu yüzden krampon bu tarz etkinliklerde şart. Kar bitti ve kulvar gene kayaya döndü. Bütün iniş boyu şiddetli rüzgar yedik. Burnumuz akıyordu. Son bir etaba geldiğimizde daracık kaya geçişinin arasında kar devam ediyordu, ancak alttan iyice erimişti. Bu balkon kırılırsa metrelerce karın altına düşme riski vardı. Demirkazık bizi bırakmıyordu. Zaten hava da kararmıştı. Devam edemedik. Bivak atılacaktı! Sol tarafta çok düzgün bir yer buluyoruz. Yine kask ama kemere gerek yoktu. Bol bol su içtik. Sinirden iştahımız fazla yoktu. Manzara mükemmeldi. Alaca, biraz Kaldı, vee Emler kuzey duvarı: korkutucu bir yüzey! 

Sabah inişe devam ettik. Krampon tak-çıkardan bay geldi. Bir yerden yine ip inişi gerekti. Bunun üzerine biraz yükselip sola atladık. Rahat kayalardan Narpuz'a inmeyi başardık. 2 günden sonra düz bir zemine basmak çok iyi geldi. Öpüşüp kutladık tırmanışımızı (11:00). Asıl planımız klasik sırtından inip Kocasarp sırtına devam etmekti ama aksilikler bu etkinliği başka bir tarihe erteletti. Narpuz Vadisi patikayla aşağıda Kayacık boğazına buradan da Sokullupınarı'na çıkıyor. Hava indikçe ısındı. Sokullupınar'a vardığımızda insanlar, dağdan inen, yaz günü polarlara bürünmüş, emniyet kemerlerinden şangır şungur sesler gelen üç dağ adamına bakıyordu. Burada Gıyasettin Hoca ve ders alan öğrenciler kamp atmışlardı. Herkes bir şeyle uğraşıyordu. Kıl çadırdakileri ziyaret ettik. Bizimkiler Karayalak'a devam etmişler. Malzemelerimizi burada bırakıp köye indik. (Gece 10 buçukta Yedigöllerde onlara yetişmiş olacağız. ) 

Kullanılan Teknik Malzeme: 
Bireysel olarak: emniyet kemeri, krampon, kask, kazma, emniyet pürsiği ve yedeği, 1 kilitli ve 1 hms. İnişler için yarım kazık kullanıldı. Ayrıca istasyonlar için 2 kilitli 1 hms, 3 orta boy istasyon perlonu, 1 büyük boy perlon, sikkeye dolamak üzere kısa perlonlar, 6 ekspres, 7 stoper, 3 tricam, 7 sikke, 1 buz çekici, 1 üst koşum. İstasyon üç noktadan olabilir, bunun için bir kilitli daha götürülebilirdi. ATC veya VC gibi aletler ipi burmayıp hızlı iniş sağlıyor. Mutlaka götürülmeli. 

Bunun dışında 3/4 taban ayakkabılar kramponla sorun yaratıyor. Frontpoint yapmak neredeyse imkansızlaşıyor. Bu tür ortamlarda kullanılmak üzere en az La Sportiva Makalu kadar sert bir ayakkabı olmalı. Kazmalı emniyet sistemleri üzerinde pratik deneyim olmalı, gerekebilir. İlkyardım bilgileri tekrar edilmeden dağa gidilmemeli. 

Pusula, düdük ve haritasız olmaz. Rotayı buradan okuduklarınızla yetinerek anladım demeyin. Rotaya çıkanlarla birebir konuşulmadan dağa gidilmemeli. Temel navigasyon bilgisi olmalı. 

Alpinizm: 

Benzin 3 gün 3 kişi için 1 lt yeterli olur. Tek tencere yeterlidir. Yemek haşlanmış pilav. Ocak sadece su yapmak için kullanılmalı. Alpinist bir etkinlik için bu şarttır. Sabahları ise her zaman ufak boy krem peynir ve şokella götürüyoruz. Bunun varyantları da iyidir. Fazla götürmeyin çoğu geri döner. Şeker ve tuz taşımıyoruz, tang çayın yerini hayli hayli alıyor ve ağırlıktan kurtarıyor. Bir Tk'nın yarısı bile 3 kişiyi 1 hafta idare ettirebilir. Güneş kremini film kutusuna koyun. Pilavda çiğ 250 gram bir kişi = iki öğündür. Öğlenleri ufak cicibebe ve 4 bar çikolata (2 öğlen götürür, getirir.) yeterli olur. Supradyn tavsiye ederim. Bir de limon eritilmiş kar (saf) suyunu mineral açısından zenginleştirir. 

İyi Etkinlikler! 

Tolga Kanık

Son DüzenlenmeCumartesi, 22 Aralık 2012 20:57
Bu kategoriden diğerleri: « Girlevik Aladağlar Küçük Cebel »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!