Menu

Aladağlar Güzeller ve Lahitkaya Tırmanışları

Güzeller ve Lahitkaya Zirvelerinde Bir Hafta Sonu




Niğde otogarında araçtan indiğimizde, oldukça güzel bir hava ile karşılaştık. Sabahın pek erken olmayan bir saati olmasına rağmen belki de Ramazanın etkisi ile bir çok işyeri henüz kapısını açmamıştı.Sıcak bir çorba içmek umudu ile caddeler ve sokaklar arasında arayışa başlamadan önce sırt çantalarımızı Camardi minübüsüne teslim ettik. Ve çorbacı arayışımız başladı. Ramazan dolayısı ile lokantalar, çorbacılar kapalıydı. Gözümüze kestirdiğimiz bir pastaneden içeri dalarak, kahvaltımızı poğaça ve simit ile yapmak zorunda kaldık. Sıcak çorba hayal oldu.

Çukurbağ’a yaklaştığımızda uzaktan görünen zirvelerde bulutlar geziniyordu ve aralarından bir önceki gece yağan mevsimin ilk karı, hoşgeldiniz mesajı iletir gibiydi.




Yol ayırımında Mehmet traktörü ile bekliyordu. Çantalarımız minübüsün üzerinden hiç yere inmeden traktörün üzerine indiğinde, Mehmet bahçeden topladığı kırmızı kırmızı elmalarla karşıladı bizi ve dönüşte geç kalmayın bahçede toplanacak çok elma var mesajı ile yerine oturdu, Sarımehmet’ in yurduna doğru kırdı direksiyonu.

Gözlerimiz zirvelerde gezinen bulutlarda, traktörün sallantısına bıraktık kendimizi.

Sarımehmetlerde buluşacağımız Rüştü’yü beklerken bir kayada çalışmalar yaptık bir süre. Önce iple iniş, sonra da indiğimiz yerden tırmanışlar. Bu arada Ankara, Mersin ve Antalya’dan bir araya gelerek Alaca ve Kaldı’ya tırmanış yapmaya gelen bir ekiple karşılaştık. Rüştü geldiğinde fazla vakit kaybetmeden, yanımızda olan fazlalıkları Rüştü’ nün arabasına bırakarak tekrar traktördeki yerimizi aldık ve bizi götüreceği son noktaya doğru Aladağ’ın tek yeşil bölgesini iki yanımıza alarak yola çıktık.




Son nokta aynı zamanda bir koyun sürüsünün yatağı idi ve yavaş yavaş kapatmaya başlayan havada son hazırlıklarımızı yaparak Mehmetle vedalaşıp sırt çantalarımızı yüklendik. Tek sıra halinde patikada yürüyüşe başladığımızda yağmurda ilk damlalarını üzerimize bırakmaya başladı.
Bir damla, bir damla daha derken ağır ve tempolu yağışın altında Akşam Pınarı’na doğru yürüyüşümüz tempoyu yakaladı.

Akşam Pınarı’na ulaştığımızda yağmur başladığı gibi birden kesildi. Sağ yanımızda Parmak Kaya’nın büyüleyici güzelliğini seyrederken bir süre soluklanıp Sulağan Keller’e (Vali Konağı) doğru yürüyüşümüze devam ettik. Hafif meyille yükselmeye başlayan patika, kamp yerinde kayalardan yaptığımız dik bir çıkış ile sona erdi.

Bulutların arkasında kaybolan güneşin sıcaklığı artık hissedilmiyordu ve hızla çadır kurma uğraşına giriştik. Rüştü ve Hakan çadır getirmemişlerdi, bivaklayacaklardı.

Karanlık yavaş yavaş inmeye başladığında Levent ve Hasan suyun akıp akmadığını kontrol etmek için yukarıya doğru yollandılar. Bir süre kaynağı arayıp bulduklarında damla damla akan sudan uzun uğraşlar sonucunda biraz su doldurabilmişlerdi ve artık hava kararmış, uyku vakti gelmişti. Yorulan bedenlerimizi saat 02.00’ye kadar dinlendirip sonra zirveye hareket edecektik. Hareket saat 03.00 olarak belirlendi Hakan tarafından. Kalktığımda kolaylık olsun diye yiyeceklerimi hazırladım önce. Sonra sırt çantamda götüreceklerimi yerleştirerek uyku tulumunun fermuarını iyice çekip kendimi uykuya teslim ettim.




Çadırda başka bir nefes daha olsaydı diye düşündüm önce. Sonra uzaklara daldı gitti düşünceler ve bir çift göz geldi durdu karşıma, uyumuşum.

Telefonumun saati çaldığında tulumdan çıkmak istemedi canım bir süre, her zamanki gibi. Sonra ağır ağır kalkıp giyinerek ocağı yakıp çayımı demledim. Bütün ekip çadırların dışında toplanıp yürüyüş başladığında saat 03.15’i gösteriyordu.

Güzeller’in eteğine gelip kapıdan girdiğimizde gün yeni aydınlanmaya başlamıştı. Yer yer kar birikintileri vardı ve toprak donmuştu. Kapıdan girip bizi karşılayan iki kaya etabını sorunsuz aştık. Sırta doğru dik bir şekilde yükselmeye devam ederken son yıldız ve parlaklığı kaybolmaya başlamış ay sanki iyi faaliyetler der gibiydi. Ve biraz sonra ikisi de yok oldu.

Sırta ulaştığımızda beş kişilik dağ keçisi ekibinin bizden önce zirveye doğru ilerleyişlerine tanık olduk. Uzun boynuzları ile kayadan kayaya sekerek bir süre yatay geçiş yapmalarını ve zirve noktasında kayboluşlarını izledik. Defalarca Aladağ’a gelmeme rağmen ilk kez gördüğüm bu muhteşem manzara karşısında büyülendim.

Sonra bir süre artık sıcaklığını yollamaya başlayan güneşin altında oturarak çevreyi seyrettik. Yanımızda zirveye taşımaya gerek duymadığımız çantalarımızı burada bırakarak yolumuza devam ettik. 07.45’te yedi kişiden oluşan bütün ekip ile zirvedeydik. Kaldi’nin nefes kesen görüntüsü muhteşemdi. Çevre zirveleri haritadan tesbit ettik tek tek.




Uzun bir süre zirvede kaldıktan sonra çantalarımızın yanına geri dönerek birşeyler atıştırdık ve termoslardaki çayımızı yudumladık sıcak sıcak.
Tırmanışa başladığımız kapı sonrasında bizi karşılayan iki kaya etap inişte biraz hızımızı kesti. Sorunsuz bir şekilde kayaları inip çarşağa ulastığımızda, Rüştü Lahitkaya’ a gelmeyeceğini söyleyerek kampa dogru ağır ağır uzaklaştı. Bulunduğumuz yerden bir süre Lahitkaya’yı süzdük ve Güzeller Çanağı’ ın hangi noktasından dağa girebileceğimizin hesaplarını yaptık ve yolumuza devam ettik.

Dağın eteğine geldiğimizde soldan yükselen çarşaktan değil de dikine kayalara vurmayı tercih ettik. Yukarıya ulaştığımızda hafif hafif yükselerek sağ tarafa zirveye doğru ilerledik. Bizi karşılayan küçük bir kılçığı geçtikten sonra saat 11.20 de zirvedeydik. Kaldi buzulu buradan daha net görünüyordu. Yine buradan uzaklarda kampımızı görmek mümkündü. Hatta kampa ulaşan Rüştü ile bağırarak haberleşmek bile mümkün oldu.

Sonra inişe geçtik. İnişi Güzeller Çanağ’ından değil de soldaki kayalardan Sıyırmalık Boğazı’nın girişine ulaşarak yaptık ve boğazdan sağa dogru yükselerek bizi Vali Konağı’na götürecek patikaya ulaştık. Saat 03.15’te başlayan faaliyetimizin tırmanış bölümünü 14.15’te kampa ulaşarak tamamlamış olduk. Sonra biraz dinlenip acele ile birseyler atıştırdıktan sonra kampı toplayıp yola revan olduk. Akşam pınarında Alaca ekibi ile karşılaştık. Onlar da toplanıyordu ve sadece Alaca’ya gidebilmişlerdi.




Buluşma noktasında Mehmet traktör ile bekliyordu. Çantalarımızı yerleştirip yola çıktığımızda biran önce köye ulaşıp elma bahçesine ulaşmak elimizi yüzümüzü yıkamak istiyorduk.

Ve Çukurbağ. Toplayamasak da elma bahçesinde kırmızı elmalar arasında biraz vakit geçirmek, uzaklarda sevdiklerimize iyiyiz mesajını iletmek; bizi Niğde’ye götürecek minübüsü beklerken yaptığımız son şeyler oldu. Sonra otobüse yetişme telaşına, araca binmeden önce karnımızı doyurabilmek için zaman yaratma telaşı eklendi...

Saat 19.10. 20 dakika sonra otobüsümüz kalkacak. Garajda bir lokantada hızlı hızlı yemeğimizi yedikten sonra otobüsteki koltuklarımıza kendimizi bırakıyoruz.

İstanbul’a sabah ulaşmış olacağız ve oturduğumuz bu koltuklar bütün bir gece yorgunluğumuzu alacak yatağımız olacak.

Yeni zirveler, yeni keşifler için yolumuz Aladağlar’a hep düşecek. Yüzümüzde zirvenin gülümsemesi hiç eksik olmasın...

Tırmanışlarla ilgili diğer fotoğraflar için;
http://picasaweb.google.com.tr/erguncem/GuzellerLahitkayaEkim200702

Cem Ergün
Son DüzenlenmeCumartesi, 29 Ekim 2011 20:54

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!