Menu

ALADAĞLAR- EMLER DAĞI BATI YÜZÜ İLK KIŞ TIRMANIŞI




1993 yılının aralık ayı sonuna yaklaşırken, o dönemde hep birarada tırmandığımız ekip olan Kürşat Avcı, ben, Alptekin Arat ve Mustafa Kocakulak , Aladağlar'da yeralan, 3723 metre yükseklikteki Emler Dağı'nın batı yüzünün ilk kış tırmanışına girişmeye karar verdik. Emler, bilindiği üzere klasik rotası olan Çelikbuyduran geçidi'nden yaklaşılınca tam bir 'turist dağı'dır. Ama dağın batı ve kuzeye bakan diğer yönleri oldukça uzun, bazen de dik olan hatlar sunarlar ve rota bulma sorunları da yaşatabilecek yerlerdir. Aslında rota, karakter ve tırmanış olarak Demirkazık Dağı'nın batı yüzünü andırıyor. Emler batı yüzünün yaz çıkışını 1992'de yaptığım ve 1992 kışında da Ertuğrul Melikoğlu ile denediğimiz için rotayı oldukça iyi biliyordum. Karşımıza çıkabilecek en büyük dert, bol kar olması halinde çığ tehlikesi idi zira rota keskin sırtları ve kısa kayalık etapları izlemediği zaman kar çanaklarından ve karlı sırt hatlarından ilerliyordu. Bu resimde Emler batı yüzü ve öndeki Kayacık zirvesi, yol kenarından, Ecemiş Çayı'nın hemen yanından görülmektedirler. Sağ arkada Kızılkaya zirvesi görülüyor. Bu tırmanışın benim açımda önemli olan yanı, o dönemde, -1990 başlarında- Türkiye'de pek az kış çıkışı yapılırken bizim ekibin böyle uzun ve sorunlu bir rotaya (2000 yılı standardında vasat kalsa da) tırmanışa girişmiş olmamızdı. Rotamızın kamptan yüksekliği 1800 metre kadardı, diğer bir deyişle sırtta yükle alınacak irtifa bu kadardı.




Dört kişilik ekibimizle 1950 metre yükseklikteki Sokullupınarı'na kamp atmışız. Hava şahane ve ertesi gün tırmanışı yapabilmeyi umut ediyoruz. Bu tırmanışı iki günlük bivak yükü ile yapacaktık, hatta o zaman hep yaptığımız üzere, yiyecekleri evde pişirip ufak torbalara öğünler halinde paketleyerek dağa getiriyorduk- bivaklı tırmanışlarda zaman ve yakıttan tasarruf sağlıyan bir yöntemdi bu.




Ertesi sabah rotaya güneşten önce, saat dörtbuçukta girdik ve pek fena olmayan, bazen de derin batan kar şartları altında hızlıca ilerleyerek, ilk kayalık etaplara vardık. Burada Mustafa iyi hissetmediğini söyleyerek kampa geri dönme kararı aldı. Biz de üç kişi yola devam ettik.




Karşımıza çıkan ve yazın III derecelik dik bir kaya slab'ı olan etapta gerçekten güzel bir buz vardı ve kramponlarımızın ön dişleriyle, buz kazmalarının sivri uçlarını kullanarak burayı geçebildik. Rotada böyle bir buz etabı bulmak, o zaman buzdan nasibini yeterince alamamış olan biz hevesli gençleri çok sevindirmişti!




Burada Alptekin kısa ama dik bir etap, III+ derecelik buzlu kayayı tırmanıyor. Soğuğa rağmen, kayayı daha rahat hissetmek ve tutmak üzere elindeki eldiveni çıkartıp ağzına sıkıştırmış!




Buzlu slab etabının devamında eğim biraz olsun yatıyor ve rota kayalıklar, kar setleri , daracık sert kar kulvarları arasından Kayacık zirvesinin uzun sırtlarına bağlanıyordu. Bu tırmanışta yanımızda birer buz kazması ve kramponlar haricinde hiçbir teknik malzeme getirmemiştik- 1993 yılında dağda kask giymek de pek adetten değildi- özellikle de kışın. Tabii ki, bunun ne kadar yanlış olduğunu şimdi iyi görebiliyoruz!




Görece yatık, setli kayalar arasında tırmanış. Alpteki kısa bir mola vermiş otururken Kürşat tırmanıyor. Tırmanışın bu etapları bize Demirkazık batı yüzü'nün kışını anımsatıyordu..




Kayacık zirvesine giden yatık sırtta ilerlerken. Burada, artık Emler'in zirvesi yakın gözüküyordu ve günü iyi kullanmanın verdiği hızla belki de akşama zirvede olacaktık.




Kayacık zirvesinde, 3250 metre yükseklikteyiz.




Tüm öğleden sonrayı sırtlar üzerinde tırmanarak geçirdik ve akşamüzeri Emler'in 3723 metrelik zirvesine varabildik. Böylece rotayı aynı gün, toplam 10.5 saatte bitirmiştik, ama yılın en kısa günlerdeydik ve güneş saat dörtte ufukta çok alçalmıştı, akşam oluyordu. Biz de 3700 metrede, Emler'in zirvesinin hemen altındaki kar kornişlerinden birinin içini oyarak kar mağarası haline getirmeye başladık. Bu resimde aşağıda Çelikbuyduran geçidi ve arkada Kızılkaya zirvesi görülebiliyor.




Tırmanışı zaman beklentilerimizin ötesinde bitirebilmenin sevinci ile, gittikçe keskinleşen akşam ayazında şevkle çalışıyoruz. Nihayet, hava iyice kararırken üç kişinin içinde yatabileceği bir kar mağarasını güzelce açabildik. Elimizde tek bir kar küreği vardı, iki kişi buz kazmalarıyla sert karı kırarken, diğeri de biriken karları kürekle dışarı atıyordu..




Alptekin sıfırın altındaki soğuğa karşı yüz maskesini de takmış, mağaraya giriş için hazırlık yapıyor.




Mağaramızda son derece sakin ve rahat bir gece geçirdik. Burada, gün doğumunda Kürşat manzarayı seyrediyor..




Mağaranın içinde, yattığımız yerde ben. Elimizde kaynar kahve bardakları ile, hala uyku tulumu ve bivak torbasının içinde yatarak, güneşin ilk kızıllığını yenip ortalığı biraz ısıtmasını bekliyoruz..




Güneş bize ulaşıp, biz de kar mağaramızı terketmeden hemen önce.




Çelikbuyduran geçidi ve Karayalak boğazını izleyerek Sokullupınarı'na, oradan da kampı sökerek yola inmemiz öğleden sonrayı bulmuştu. Yol kıyısında çekilen bu resimde soldan sağa: Küçük Demirkazık ve Büyük Demirkazık Dağları, Emler Dağı ve sağ alt kenarda Kaldı Dağı gözüküyor. Böylece Emler Batı yüzü'nün ilk kış tırmanışı'nı yapmıştık!
Son DüzenlenmePazar, 16 Aralık 2012 00:11

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

Our website is protected by DMC Firewall!