Menu

Bozkırda Granit - Eskişehir Karakaya

Sevgili başkentimiz Ankara, kaya tırmanışı açısından görece kısır bir memleket köşemiz, ee ne de olsa bozkırın ortasında… uzaklardan kara kuru bir tepelik olarak gözüken Hüseyingazi kayalıkları ve birkaç adet de yapay duvarımız (artı bazı arkadaşların değerli ev yapay duvarları!) dışında tırmanış adına hiçbir varlığımız yok malesef. Bu durumda,  gidilebilecek en yakın tırmanış bahçeleri Sivrihisar veya Bilecik’te ama Sivrihisar boltlu rotalara sahip değil ve rota açısından çok kısıtlı, Bilecik ise ulaşımı oldukça dertli bir yer. Kısaca, güzel bir ortamda boltlu ve geleneksel tırmanış yapmak için Adana- Çakıt, Antalya-Geyikbayırı veya Aladağlar- Cımbar boğazına kadar uzamak gerekiyor. Ankara’ya yeni tırmanış bahçeleri kazandırmak üzere 2005 bahar aylarında giriştiğimiz keşif gezileri genelde çöl ortasındaki çürük kaya bantları veya sadece kısa kaya çalışılabilecek kadar uzunluktaki ufak kayalarda hüsrana uğramaştı.. demek ki, Ankara’lı tırmanıcılar doyurucu birşeyler yapmak için uzaklara seyahat etmek zorundalardı. Ama bugünlerde bozkırın bu makus kaderi biraz olsun değişmiş gibi; Eskişehir’e 60 kilometre uzaktaki Karakaya kayalıkları herşeyi bir nebze olsun güzelleştirdi sanki!           




Daha önceleri hiç dikkatimizi çekmeyen ve bozkırda bir vaha misali dikilen bu kayalık bölge hem tırmanışın kalitesi, hem de içerdiği görsel güzellikler açısından hepimizi etkilemiş olmalı ki, daha şimdiden  her haftasonu bölgeye giden tırmanıcılar belli bir trafik oluşturmuş durumda.             Bölge, 2005 mayıs ayının sıkıntılı bir haftasonunda arabayla Bilecik kayalıklarına giden Dr. Durukan Türe, Uğur Alkan ve Arif Mithat Amca tarafından tesadüfen görülüp ziyaret edilince sahip olduğu potansiyel ortaya çıktı. Takip eden haftalarda (özellikle de motoruyla ‘riders on the storm’ misali, yağmur çamur demeden gidip gelen Öztürk Kayıkçı  başı çekmek üzere) ardarda bölgeye yapılan seferler sonucunda boltlu rota sayısı 80 civarına yükseldi, geleneksel rota varlığının ise ucu açık olmasına rağmen henüz görece az sayıda.. Kısa kaya potansiyeli ise ‘akıllara zarar’ büyüklükte olarak tanımlanabilir…            Karakaya, Eskişehir’e giden düzlüklerin ortasında hatırı sayılır yeşillikte ve canlı bir mekan; Karakaya köyünün hemen yanında olmasından adını alıyor. Kaya granit türünde ve çatlak hatlarının devamlılığı, kayanın genel sağlamlığı ile granitin kendine özgü güzel formu iyi bir tırmanış sunuyor. Ancak bu bölgenin herhalde en güzel yanları karayoluyla kayalara ulaşımın kolaylığı, kamp yerindeki 60 yıllık büyük akçaağaç koruluğu ve  çok yakındaki iki  çeşmeden devamlı olarak su sağlanabilmesi ile görece sakin, huzurlu bir yer olması. Kısaca, maganda - zonta tacizinin dayanılmaz gerçekliği burada yok!




ULAŞIM: Ankara -  Eskişehir karayolu üzerinde yeralan Karakaya, Ankara’ya 160, Eskişehir’e ise 70 kilometre kadar uzaklıktadır. Sivrihisar’dan 30 kilometre kadar sonra kayalıklar yolun sağında gözükmeye başlayınca Karakaya köyü tabelasını bulun ve asfalt yoldan içeri sapın; 2 kilometre kadar sonra, köyün içine girmeden soldaki toprak yola devam ederek koruluğun kıyısında arabayı bırakın. Ankara veya Eskişehir’den otobüsle gelirken, Karakaya tabelasında inip içeri yürümek gerekiyor.

BARINMA: Karakaya kayalıklarına giden herkesin kendisine yeterli kamp ve yiyecek donanımına sahip olması gerekmektedir; köyde bakkal yoktur. Koruluğun içindeki düzlük arazi korunaklı ve ambiyanslı bir kamp ortamı sağlamaktadır; hamak götürmeniz gayet konforlu olacaktır! Çadır ve bivak için  uygun yerler bulunmaktadır. Biri 250 metre kuzeyde, diğeri ise 150 metre doğuda olan iki çeşme, geceleme için  gereken suyu sağlamaktaydı ancak son zamanlarda bunlar kurumaya yüz tuttukları için, tırmanıcıların su getirmesi iyi olur. Arabanız varsa, alışveriş ve yemek için 8 kilometre kadar uzakta, Eskişehir yönündeki Kaymaz kasabasına gidip şahane kurufasulye ve tavuk şişi mideye indirme ve bölgeye has ‘Ayarcı Namık’ dinleme seçeneğiniz de vardır!




ROTALAR: Karakaya’da uzunluğu 10 metreden 25 metreye ulaşan, V dereceden proje zorluğuna kadar farklılaşan zorluklarda boltlu rotalar bulunuyor. Kaya birçok yerde çok sağlam, grenli ve temiz yüzeyler, slop tutuşlar ve güzel ceplerden oluşur ama genelde en büyük dert kaya üzerindeki kalın liken - yosun yapısıdır. Tabii ki, yine de çürük tutamak-basamak ve olası gevşek bloklara karşı gözünüzü açık tutun! Likenler için yanınızda sert bir çelik tel fırça taşımak iyi olacaktır. Boltlu rotaların bir kısmında (şimdilik) iki boltlu standart iniş istasyonu yoktur ama en azından son boltta bir mağaracı karabini bulunmaktadır.Boltlu rotalarda malzeme olarak 10 -12 kısa ekspresbant ve 50 metrelik tek ip yeterli olacaktır. Bölgenin yeni bir tırmanış alanı olması nedeniyle kırılabilecek parçaları ve düşebilecek gevşek taşları düşünerek kask takmak, gri maddeninizin devamlılığı açısından zekice olacaktır.            Kayalıklar kabaca doğu - batı yönünde uzanan, geniş yüzeyleri kuzey ve güney yönlere  bakan yelken ve kulelerden oluşuyor; bu nedenle de çoğu tırmanış rotası kuzey veya güneye bakıyor ve hem kış, hem de yaz için mükemmel bir tırmanış ortamı oluşturuyor denilebilir. Yaz tarihlerinde, kuzeye bakan rotalar neredeyse gün boyu gölgede kalıyor ve bozkırdan esen rüzgar nedeniyle gayet serin olabiliyor. Bozkırdan yazın bile eksik olmayan şimşekli fırtınalarda dikkatli olun; yıldırım ve şimşek halinde koruluk ve kayalık kulelerin paratoner görevi yapacağını unutmayın.            Bölgedeki rotalar çok yeni olduğu için rota dereceleri henüz tam olarak teyid edilmiş değildir; ayrıca sık aralıklarla kırılan tutamak- basamaklar ve popüler rotalardan temizlenen yosunlar nedeniyle rota zorlukları da kısa sürede değişebiliyor.            Geleneksel tırmanış rotaları ise granite özgü mükemmel çatlaklar boyunca uzanıyor. Buralardaki olası çürüklük ve yosunluluğa dikkat edin.  Geleneksel rotalarda (topoda belirtilmediği takdirde) sabit iniş istasyonu yoktur ve inişi iple, kulenin tepesinde kendiniz istasyon kurup malzeme bırakarak (uzun ip veya perlon halkaları ile eski karabinler taşıyarak) yapmanız gerekmektedir. Geleneksel tırmanış için uzun perlonbantlar ve ekspresbantlar, klasik telli takozlar ve yaylı tıkaçlar haricinde en büyük boy yaylı takoz, hegzantrik ve/veya tricam takozları taşımanız şiddetle önerilir.            Lütfen, tırmanılmış olan geleneksel rotaların temiz ilk çıkış tarzına saygı gösterelim ve sikke kullanmayalım; mümkünse bu bölgede hiç sikke kullanmamak en doğrusu olacaktır.




DİKKAT: Genelde yaşlı nüfusun barındığı eski bir Tatar yerleşimi olan Karakaya köyü, tırmanış alanının gerçekten çok yakınında; ne konuşsanız duyulabilir ve ne yapsanız görülebilir! Köylülerle ilişkilerin düzgün yürümesi hepimiz açısından son derece önemli. Burası çok yeni bir bölge ve biz tırmanıcıların kendilerini köylülere bir avuç zibidi değil de, düzgün sporcular olarak tanıtması önem taşıyor.. Lütfen, özellikle de köyün menzilindeyken taşkın hareketlerden kaçınalım (fazla detaya girmeyeyim ama kısaca, örf ve ananelerimize uygun davranalım, e mi?). Özellikle, köye her gelişte ve gecelemeden önce muhtara uğrayıp geldiğinizi haber vermek uygun bir davranış olacaktır.Çöp konusuna gelince; kamp yeri ve kayalıklarda çöpümüzü bırakmamak boyumuzun borcu, bulduğumuz çöpleri de temizlemek görevimiz…TEŞEKKÜR: Boltlu rotaları açan Öztürk Kayıkçı ve Durukan Türe’ye, boltları sağlayan  Öztürk Kayıçı’ya, Arif Mithat Amca’ya ve Alpinist’ten Murat Yıldırım abimize, bizi arabalarıyla getirip götüren tüm arkadaşlarımıza ve tırmanıp rota açan herkese teşekkürü borç biliriz.

KISSADAN HİSSE: Ankara Eskişehir arası, çıkar ekmek parası!       
Tunç FINDIK
Fotoğraflar: Öztürk KAYIKÇI
Son DüzenlenmeCumartesi, 29 Ekim 2011 20:54

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol