Logo
Bu sayfayı yazdır

Emler Batı Sırtı Transı

Tarih: 26/27 Nisan 2008
Rota: Sokullupınar, Kayacık zirvesi.
Faaliyet süresi: 23 saat
Hava durumu: Faaliyet süresince yağışlı ve rüzgarlı.
Kamp yeri: Kamp yapılmadı. Kayacık zirvede bivaklandı.
Ekipte bulunan malzemeler: Kask, kazma, krampon, emniyet kolonu, Kilitli karabina, HMS, İp, yardımcı ipler, perlon bantlar, 6 ekspres, 4 sikke, çekiç, 2 buz vidası.
Ekip Lideri: Cem Ergun
Ekip: Cem Ergun, Mahmut Uğur Onalp, Hayri Aytar, Hıdır Karadağ, Hasan İleri.





Emler batı sırtı hakkında ulaşabildiğim kaynaklardan bir süredir bilgi topluyordum. Kayacık sırtına kadar olan bölgeleri, hatta zirveyi uzak fotoğraflarla net bir şekilde görebiliyorsunuz. Ancak Kayacık zirve ile Emler arasını gösteren her hangi bir görsele ulaşmak imkanı bulamamıştım.
Ulaştığım bir çok rapor ve anlatım rotanın çok uzun sürdüğü ve Tunç Fındık’ın “Aladağlarda 50 rota”da anlatıldığı gibi kısa zamanda yapılamayacağı doğrultudaydı.

Faaliyeti Sokullu’dan başlayarak, Kayacık, Emler, Yedigölburnu zirvelerini tamamlayarak Çelikbuyduran ve Karayalak vadisi üzerinden tekrar Sokullupınar’a dönmek şeklinde planladık. Yedigölburnu zirvesini ise zaman yeterse, ilk günün akşamı Emler zirveyi gerçekleştirebilirsek, dönüş programımızı aksatmayacağı durumda yapmayı düşündük.

Her şey hazırdı. 25 Nisan akşamı; Karasay, Eznevit zirvelerini karayalaktan yapacak Özgür Konya liderliğindeki Gürbüz Mete, Esin Handal, Nilgün Maden ve Orhan Öztürk’ten oluşan diğer ekip ile birlikte yola çıktık. Aynı araçta 7000’lik tırmanışı için hazırlanan arkadaşlardan İbrahim Akçay, Sönmez Erkaya ve Mutlu Inan Akdağ da bulunuyordu.

Niğde’de planımızı etkileyecek ilk aksilikle karşılaştık. 07,30 Çamardı dolmuşunu kaçırdık. Bir sonraki ise 09.30 da kalkacaktı. Oysa biz bir an önce Çukurbağ’a ulaşıp rotaya girmek istiyorduk. Niğde’de Ankara Zirve ekibi ve diğer 7000’lik tırmanışçıları ile selamlaşıp sohbet ettik...




Uzun bekleyişlerden sonra on kişilik ekibe bir araç kiralayarak köye doğru yola çıktık. Bu arada Mehmet’i arayarak bir an önce Sokullupınar’a ulaşmamız gerektiğini, beklemesini söyledim. Daha sonra Mehmet bize bir traktör ayarladığını, kendisinin Murat Akay ve arkadaşlarını Sarımehmetlere götürdüğünü söyledi.

Uzaktan görünen Aladağları seyrederek Çukurbağa yaklaşırken, Alabalık çiftliğinin orada; yağıştan kayganlaşan yolda direksiyon hakimiyetini kaybeden bir otomobil gözlerimiz önünde dereye uçtu. Bir anda gözden kaybolan otomobile yardım için araçtan inerek, derenin içerisinde ters duran araç içindeki ikisi çocuk, ikisi kadın beş kişinin çıkartılmasına yardım ettik. Dik ve aşağıda kalan dereye inmek zor olduğu için ip açarak çocukları yukarı aldık. Ambülansı ve jandarmayı arayarak yardım ve destek istedikten sonra, yapacak bir şey kalmadığı için yolumuza devam ettik.
Bu olay için; planımızı aksatan, köye ulaşmamızı geciktiren ikinci aksilik diye notumu düştüm.

Nihayet köye ulaştık. Mehmet’in traktörün bizi beklediğini söylediği yere gittiğimizde; Ankara Zirve ekibinin traktöre yerleştiğini ve hareket etmek üzere olduğunu gördük. Bu bizi geciktiren diğer bir aksilikti. Her şey ters gitmeye başlamıştı...


Kısa bir süre sonra Mehmet geldi. Ve on kişilik İstanbul dağcılık ekibi, traktöre doluşarak Sokullupınara doğru yola çıktık... Gözümüz biraz sonra gireceğimiz rotada ve diğer dağlardaydı.

Çok geciktiğimiz için Sokullupınarda Özgür ve ekibini bırakarak traktörle biraz daha devam ettik. Nihayet başlıyorduk ve umarım artık başka bir terslik yaşanmayacaktı... Sadece iyi niyet olarak kaldı bu dilek de...

Yemek için zaman kaybetmeden hemen rotaya girdik. Saat 12.20’ydi ve biz belirgin kaya bloklarını sağ tarafımıza alarak, kara girmeden çarşaktan yükselmeye başladık. Sırtımız Sokullupınarda, bir yanımız ise Demirkazık’taydı. Çarşak alanı geçtikten bir süre sonra kayalara girdik. Küçük pasajları tırmanarak geçerken sırtımızdaki çantalar hem biraz daha ağırlaştı hem de kapatmış hava yavaş yavaş ilk damlacıklarını düşürmeye başladı.

Ekip içinde hiç kimse bu rotayı daha önce tırmanmamıştı. Bizim için yeni olan bir takım rotaları, araştırıp keşfederek faaliyetlerimizi daha bir keyifli hale getirmeye karar vermiştik bir süre önce. Bu düşünce ile yapılmış ikinci faaliyetimizdi. Geçen ay yine aynı keyif ve düşünce ile Alaca yollarına düşmüş ancak kar yapısının izin vermemesi üzerine yönümüzü Eğri tepeye dönmüş 2.800 metreden aşırı çığ riski dolayısı ile geri inmiştik.

Kısa molalar vererek yükselmeye devam ettik. Bir ara çiseleyen yağmur yerini kısa bir ara doluya bıraktı. Boncuk boncuk düşen dolunun ardından çıkan rüzgar her an hızını daha da artırmaya başladığında bize yaşatacağı kabustan haberdar değildik.

Zirveye yaklaştığımızda rüzgarın hızına hedef küçülterek veya batonlarımıza yaslanıp meydan okurcasına ayakta durarak karşı koymaya çalışıyorduk. Öyle esiyordu ki bazen dengemizi bozuyor alıp aşağılara savuracakmış gibi zorluyordu.





Saatlerimiz 18.25’i gösterdiğinde artık zirvedeydik. Kayacık zirvesinden bütün aksiliklere rağmen ulaşmıştık. Ancak Emler’e daha çok yol vardı ve hava kararmadan ulaşma şansımız yok gibiydi. Rüzgar ve atıştıran kar olmasa hızlı hareket edebilirsek ulaşabilirdik. Ama artık durmak zamanıydı. Zirve fotoğraflarından sonra bir an önce emniyetimizi almak için bivak yeri bakınmaya başladık. 50 metre kadar aşağıda, bir kaya dibinde ancak bir kişinin yatabileceği bir alan dışında rüzgardan korunaklı bir yer bulamadık.

Biraz daha aşağılara inerek belki daha uygun yerler bulabilirdik. Ama sabah yola devam edeceğimiz için irtifa kaybetmeyi istemedik. Ve Amele Hasan’ın kazmalı faaliyeti ile zemin düzleşti, bir mat sığacak kadar bir alan açılmış oldu. Bir matlık bir alanı da taşlar dizerek bacaklarımızı rahat uzatacağımız duruma getirerek bivak kondumuzu bitirmiş olduk.

Rüzgarın bütün çabalarına rağmen ocağımızın birini yakarak sıcak su ve çay ihtiyacımızı gidererek, sabahtan beri atıştırmalık dışında bir şey girmeyen midelerimize sandviçlerimizi çay eşliğinde indirmeye başladık.

Her an artan rüzgar eşliğinde bivak hazırlığına giriştik. Uçmaması için Matın üzerine oturan Mahmut’un eli kolu uçmaması için kendisine verilen malzemelerle dolmaya başladı. Derken ilk uçan ve anında gözden kaybolan Hıdır’ın goretex eldiveni oldu. Tam ah vah derken yaban kazları devreye girdi. Bu kez uçan yine Hıdır’a ait, daha kılıfını bile çözmediği kaz tüyü uyku tulumu oldu. Rüzgarın önüne kattığı tulum bir anda aşağılara doğru yitti gitti...

Ekipte iki tane çift kişilik bivak vardı. Bu bivaklara iki kişi girilmesine ve Hıdır’ın iç içe iki bivağa girmesine karar verdik. Destek olarak ayrıca her ihtimale karşılık çantamda getirdiğim polar battaniyeden tulumu Hıdır’a geceyi sorunsuz geçirebilmesi için verdim.

Uzaklarda zaman zaman çakan şimşekler gecenin kolay olmayacağını rüzgar dışında yağışla da karşılaşacağımızı bize ihtar eder gibiydi...

Çantaları yanımızdaki çöp poşetlerine yerleştirerek sağ tarafa bir set yaptık. Ve tamamını ip ile sararak iki ayrı yerden emniyet aldık. Rüzgar o hali ile bile çantaları yerlerinde zorluyordu çünkü.

Kazmaları biraz daha uzağımıza yan tarafa, batonları ise daha aşağıya yanımızdan uzaklaştırarak olası bir yıldırım çekmesini engellemek için emniyetimizi aldık.





Bir kişinin sığabileceği bivak yerine 5 kişi oturarak sırtımızı kayaya dayadık. Ayaklarımızı kah uzatıp kah toplayarak bu gece nasıl geçecek, sabah Emler’e gidebilecek miyiz konuşmaları arasında saatin ilerlemesine yardımcı olmaya çalıştık.

Uzaklarda köyler vardı. O köylerde insanlar oturmuş sıcak sıcak çaylarını yudumluyorlardı.
Uzaklarda yıldızlar vardı. Arada bir açılan gökyüzünde bulutların arasından göz kırpan yıldızlar.
Uzaklarda bizi düşünenler vardı. Kaygı içinde bekleyen arkadaşlarımız aşağıdaydı.
Uzaklarda bizi bekleyen hedefler vardı. Elimizi uzatsak değeceğimiz Emler, bu gece bile uzaktı bize...

On dakika geçmedi Hasan horlamaya başladı. Uyumaya çalışıyoruz. Arada bir saati soruyoruz. İlerlemiyor yardımlarımıza rağmen. Yüzüme yüzüme vuran kar altında uyuyamıyorum. Bivağın içini dolduran rüzgarın sesinde uyuyamıyorum. Bivağı yüzüme kapatamıyorum. Kimse uyuyamıyor.

Nihayet gün aydınlandı. Rüzgar kesilmediği gibi hızı artmış. Hava basıncı düşmeye devam ediyor. Bivaklarımızın üzeri karla kaplanmış... Aralıklı olarak hepimiz biraz uyuduk sanırım. En azından Hasan ve Mahmut’un horladığına tanıklık edecek tek kişi değilim.

Fazla beklemeden toplanarak aşağıya inmeye karar veriyoruz. Kırbaç gibi vuran rüzgarda toplanırken üzeri buz tutmuş matımı katlamaya çalışırken elimden alıyor rüzgar. Mat bir anda uzaklaştı gökyüzüne doğru. Bir kuğu edasıyla süzüldü bir ara, sonra kara yalağa doğru inişe geçti...

Saat 08.00. Geldiğimiz rotadan iniyoruz artik. Emlere veda bile etmedik. O muhteşem görüntüyü tırmanmayı ne çok istemiştim oysa.





Açız ve yorgunuz. Rüzgar vurduğunda eğilip kayalara yapışıyoruz uçmamak için. Sırttan kayalara doğru girdiğimizde oturup dinleniyoruz. Burası o kadar esmiyor.

Bir kayadan inerken ayağım aradaki çamura bulanınca devam edemiyorum. Sırtımdaki çanta beni aşağı doğru çekiyor. Botlar kayada kayıyor. Yardım istiyorum arkadan gelen Hıdır’dan. Düştüm düşeceğim. Aşağısı 15-16 metre. Bir o kadar daha yuvarlanırım aşağıya.... Hıdır çantasından ipi çıkartıp sabitleyerek bana atıyor. Tutunarak iniyorum.

Artik kampı görüyoruz. Yeşillikler arasında dolaşan arkadaşlarımızı da. Telsiz irtibatımız çayların bizi beklediği yanıtını veriyor. Mehmet gelmiş, traktörü bekliyor. Çabuk gelin alabalık çiftliği sizi bekliyor diyor mesajında...

Rotadan çıktık. Kampa ilerliyoruz. Yukarıdaki esintiden sonra rüzgar burada esmiyor gibi geliyor bize... Kamptayız. Hoş bulduk diyoruz dostlara hoş bulduk... Canım çaydan başka bir şey istemiyor.

Çadırlar sökülmüş hazır. Gece fırtına nedeni ile Özgür ekibi tırmanışa götürmemiş. 7000’lik ekibi ise yine ayni nedenle BDK çıkısını iptal etmiş. Ve sabah biraz toparlayınca hava, İt oturumunu tırmanmaya gitmişler...

Yolumuz balık çiftliği. Balık ve buz gibi birayı yeşillikler içerisinde içiyoruz.
Sonra bütün yorgunluğumuzu bırakacağımız otobüs yolculuğu için yönümüzü Niğde’ye döndürüyoruz...

Bir sonraki faaliyet mayıs ayında. Görüşmek umuduyla...

Cem Ergun / GezginDağcı

Diğer Fotoğraflar için;
http://picasaweb.google.com/erguncem/KayacikZirvesi
Son DüzenlenmeCumartesi, 29 Ekim 2011 20:54
Her Hakkı saklıdır
DMC Firewall is a Joomla Security extension!