Menu

Bayramören, Çankırı XC Open Yarışması

21.08.2008
Bayramören’de düzenlenen şenliğe kayıt yaptırırken yarışıp yarışmayacağım konusunda net bir bilgi sahibi değildim. Bölgenin eğitmenlerim tarafından da çok iyi bilinmemesi nedeniyle karar sona ana bırakıldı. Tüm eşyalarımı toplayıp, şenlik kapsamında ayarlanan otobüse bindim. 6 saat sonra da Bayramören’deydik. Vadi içine kurulu küçük bir ilçe, ancak Nevzat Ayaz’ın memleketi olması nedeniyle de eğitim yatırımları anlamında epey gelişmiş. Büyük bir yatılı okulu ve öğretmen evi var. Şenlik boyunca konaklama okul yurdunda yapıldı, üç öğün yemek de sağlandı. Misafirperverlik adına çok iyi bir şenlikti. Hatta son gece Çankırı’nın önemli sanatçılarının davet edildiği bir şenlik ayarlandı meydanda. Türküler, halaylar, tüm ilçe sakinleri meydandaydı. Kaynaşma adına gördüğüm en iyi organize şenlikti. Alış-Akseki köyündeki kalkış alanında çadır kurulmuş, ev yapımı ayran, çay servisi hiç bitmedi.
Organizasyon kaydımı yaptırırken yarışacak mıyım diye sordum, eğitmenlerimin fikrini almak için. Evet cevabıyla bir heyecan sardı beni. GPS kullanımı, termik, cross bir anda aklımı kurcalamaya başladı. Termik eğitiminde ekip olarak ikinci aşama olan mesafe uçuşuna henüz geçememiştik. Ekip olarak havalanıp, termiklerde tırmana tırmana mesafe kat etmemiştik henüz. Kısa bir hatırlatma eğitiminin ardından Yiğit Y “Şu an için yapman gereken tek şey maksimum irtifaya çıkmak ve gole gelmek” dediğinde “Bir de gelirmişim” dedim gayriihtiyari olarak.
Geldiğimiz gün uçuş yapabilmeyi umuyorduk ancak hava dönmüş, rüzgar yönü güney kalkışından kalkış yapmaya izin vermemişti. Akşam alabalık yemeye gittik küçük bir ekip olarak. Bölgeye yamaçparaşütçülerinin gelmesi herkesi heyecanlandırmış belli ki, heyecanla karşılandık.







22.08.2008

Yarışmanın ilk günü kuzey pistine geldik. Bakir, çam ağaçlarının arasında çıplak dikçe bir yamaç. Task belirlendiğinde, elimde gps onu nasıl yaparım bunu nasıl yaparım diye Yılmazın peşinde dolanıp durdum takeoffda. En son da ne yapacağım havada diye Tuncay’a dadandım. Gps ekranlarıma basit bir ekran ekledi, ufak bir iki ayar yaptı. Hazırdım. O kadar heyecanlıydım, erken kalkmak avantajdır gibi şeyler aklımın köşesinden bile geçmiyordu. Görevin (task) ilk dönüş noktası(turn point) vadinin karşı yamacında bulunan Alıç-Akseki köyündeki güney kalkışıydı. Kuzey kalkışından 7,4 km uzakta. Tahsin abinin de sonradan dediği gibi uzun bir kalkış duasından sonra havadaydım. Nerdeyse yalnız kalmıştım. Yarışmacılar kopup bulut tabanına çoktan gitmişti. Tepe üstünde güzel termikler bularak yükseldim. İrtifa aldıktan sonra da doğru dönüş noktasında doğru yol aldım. Dönüş noktasına gelirken +4 m/s’lik kuvvetli bir termikte yükselmiştim, dönüşte de ona rastlayacağımı umuyordum. Ama umduğum gibi olmadı ve vadinin içine indim. İlk gün içinde kendimce çok iyi bir iş çıkarmış ilk mesafemi yapmıştım: 7,4 km. Vadi içindeki rotordan dolayı epey sallandım inerken. Vadi içinde uçmanın nasıl bir şey olduğunu da anladım.
Toplam 4 bayan yarışmacı vardı. Tokat’taki yarışmada 3 bayan yarışmış kürsüde sıralanmıştı. Bu sefer 4 bayan pilot vardı. Ben kendi rekorlarımın peşinde, maksimum tırmanış oranı, maksimum, irtifa, maksimum mesafe peşindeydim. İlk puanımı almış oldum. 169.







23.08.2008
Sabah erkenden Yiğit geldi. Ekibin hafta sonu katımcıları da tek tek akşamdan gelmeye başlamıştı. Bir önceki gün de kırımlı bir kaza yaşanmış, rotorda iniş yapan bir pilot ayağını kırmıştı. Güney kalkışında yaptığımız briefing sonrasında Yiğit Y ekibin uçmamasından yana olduğunu, vadinin zorlu olduğunu ve bölgenin ileri pilotaj isteyen bir bölge olduğunu söyledi. Elbette ki herkes kendi kararını verecekti. Bana uçma deseydi ki gün sonunda bana da uçma demeyi düşünmüş olduğunu söyledi, uçmayacaktım muhtemelen. Task bu sefer daha zorluydu. İlk dönüş noktası 40 km ilerideydi. Yarışmacıların çoğu gitmiş, ben yine sonlara kalmıştım. Kalkışımı yapıp, vadinin batısına doğru çok yüksek olmayan bir irtifa ile gitmeye başladım. Gözüm sürekli olarak kat ettiğim mesafede, irtifamda ve vadideydi. Gün içinde bulutlar yollarını oluşturmuştu. Yol üstündeki termiklerden gide gide ilerliyordum. 10 km’yi geçtiğimde benden mutlusu yoktu. Kendi mesafemi geliştiriyordum. Etrafımda pilot yoktu. İlk defa yalnız başıma böylesi yerlerde uçmak sinirsel açıdan zorlayıcıydı. Aktif pilotajın ne olduğunu da anlamış oldum. Her an tetikte olmak, kanatla uyum içinde olmak yorucu. Ama işin özü de bu sanırım. Yaklaşık olarak 20. km’de geldiğimde bulutların gölgeleri vadinin kuzeyine düşüyordu ve vadiyi nihai olarak geçmem gerekeceği için, güneşli alanlara doğru gittim. Vadi üstünden geçerken irtifa kaybettim ancak güneşli alanların üstündeki bulutların tabanına yaklaşmam uzun sürmedi. İleride termik dönen iki kanat da görmüştüm. Biri indi sonradan. Vadiyi geçtiğim ve güzel bir termik bulduğum sırada arkamdan siyah bir Poison geliyordu. Kendi sınırını aşmış biri olarak her an inmeye “istekli” biri olarak Yılmaz’ın gelişiyle biraz daha cesaret buldum. Birlikte termik döndük, başka pilotlarla uçmanın kesinlikle daha güzel olduğunu düşünüyorum. Motivasyonunuz artıyor. Yılmaz’ın hızı nedeniyle beni geçip gideceğini düşünüyordum ama termiklerde döne döne ilerlemeye başladık. Kah ben onun bulduğu termiklere giriyordum kah o benimkilere. Dönüş noktasında kalan mesafe gittikçe azalıyordu. O an oraya gidebileceğimi anladım. O kadar da zor değildi artık. Uçuşun geri kalan nerdeyse tüm kısmında bulutların hemen altındaki “otobandan” birbirimizden kopmadan gittik. Gps bir ara ikinci dönüş noktasını göstermeye başladı. Tuncay’ın “go to” seçeneği geldi aklıma ve ayarları seçip, sapmayı önleyebildim. İlk dönüş noktasına ulaştığımda devam edebileceğimi biliyordum. Yolun büyük bir kısmı geride kalmıştı. İkinci dönüş noktasında giderken bulutların altından düz uçarak +4 m/s ile tırmanmaya devam ediyorduk. 3404 mt bugüne kadar ulaştığım en yüksek irtifaydı. Balaklavamı yanıma almamıştım, yanaklarım üşüyordu, gözlerim gözlüğe rağmen rüzgardan acıyordu, ellerim tir tir titriyordu. Kalkış alanında 41 dereceyi gösteriyordu vario oysa şimdi 13 dereceydi. Bulutların altından gitmeye devam ettik. İkinci dönüş noktasını geçtikten sonra geriye gole uzanmak kalmıştı. 20. km den sonra 2400 mt irtifanın altına nerdeyse hiç inmeden gittik. Artık dümdüz gidecek kalan mesafeyi içimden sayacaktım. Buzz Z’mle GOLE GİDİYORDUM. İrtifamın yeterli olup olmadığından emin değildim kafamı kaldırıp termik dönüp dönmediğini görmek için Yılmaz’a baktım. O da dümdüz geliyordu. Uçuş boyunca ara ara speed basmayı denediysem de benim için gerekli olmadığını düşünüp, maksimum hızda kalmak için frenlere ayar yaptım. Yılmaz’ın bana anlattığı, glide ratio’yu gösteren ekran aklıma geldi. GR to Dist ın anlamını o an bilmesem de Süzülme oranımdan (Glide Ratio) bu irtifa ile gole gideceğimi biliyordum artık. 403, 402, 401, 400, 399…… “Female Pilot on the Goal” diye bağırmaya başladım. Yılmaz irtifa olarak üzerimdeydi, yer ekibini görmüştüm, Acıbadem aracını ilk etapta göremedim. Yiğit’e Serdar, Melisa ve Doğan’la birlikte gole gitmesini söylemiştim kendimin de gideceğini biliyormuş gibi. İndiğimde Yiğit’ler bana doğru geliyordu. “Dönüş noktalarını aldın mı?” “Aldım tabi ki”. Söylenenlere göre bugüne kadar Gole gelen ilk Türk bayan pilot olmuştum. Ağzım kulaklarımda, aç, yorgun, ama inanılmaz mutluydum.
Yolda ısmarlanan soğuk biralar ve uzunca bir yolcuktan sonra gol arabası yurda girdi. Gps’mi teslim ettim hemen. Heyecanla alacağım puanı bekledim. Gole varan sekizinci ve son pilot olmuştum. İyi bir irtifa ile uçtuğum için de gole varan ilk pilottan 36 dakika sonra DHV 1-2 kanadımla ben de gole gitmiştim.







24.08.2008
Yarışmanın son günü görev bu sefer doğuya verilmişti. İlk dönüş noktası yurdun üstüydü, ikinci dönüş noktası kuzey kalkışı ve gol Tosya’daydı. Ilgaz dağlarını geçmek gerekiyordu. İlk dönüş noktasını aldıktan sonra yurdun üstünde epey bir sallandım, sağlı sollu ufak kapanmalar yaşadım ve tırstım. İniş alanında bir Poison görmüştüm inmek üzere olan. Yılmaz ya da Yasin’di. İndi inecek patladı diye düşündüm. Buldum termiklerle yükselmeye başladım ama çalkanmaktan yoruldum. İkinci dönüş noktasına gitmeye çalıştım. Nedense vadiden çıkışın imkansıza yakın olduğunu düşünüyordum ve bu nedenle de uğraşmadım çok. İki gün boyunca meydana gelen kazalar ve Yiğit Y’nin uyarıları da etkili oldu sanırım. Güvenli bir iniş yapmak benim için en güzeliydi artık. Alacağımı almış ilk mesafe uçuşlarımı yapmış, önemli bir kısmında yalnız başıma uçmuştum. Kuzey kalkışının altındaki iniş alanına kadar gidebildim. Yiğit araçla gole gidiyordu. Ben de malzemelerimi yanına iniş yaptığım Umut’a bırakarak Acıbadem Serdar’larla gole gittim. Ayşe’nin indiğini görmüştüm, Tuğba ve Yasemin havadaydı. Hatta Ilgaz’ın üstündeydiler. Kızlar atak üstüne atak yaptı bu yarışmada. Tuğba gole 19 km kala inmişti, Yasemin gole geliyordu. Geldi de. Daha havadayken beni kalabalığın içinde fark edip, “Nevin, sen yine mi buradasın” diye bağırdığında koptuk gülmekten. Ondan önce gole geldiğimi düşünmüştü. Benim bir önceki gün gole gidebilmiş olmam tüm bayanlar için motivasyon kaynağı olmuştur diye düşüyorum. İnsan kapasitesi sonsuzdur nerdeyse; kendi çizdiği sınırların dışına çıkabileceğini fark ettiğinde de o sınırlar bir anda alt üst olabilir. Kızlar olarak gole gelerek Bayramören’de tarih yazdık.
Asıl heyecan şimdi başlamıştı. Kim birinci olacaktı? Yarışacak mıyım diye geldiğim yarışmada şimdi birinci olacak mıyım sorusunun cevabı ortalıklarda dönüyordu. Herkes kızları konuşuyordu. Yasemin’inin gole uzun zamanda gelişi ve genel puanlar nedeniyle yarışmayı birinci olarak bitirdim. Tuğba üçüncü oldu. İlk yarışmamda, hatta ilk mesafe denemelerimde, gole gidebilmiş olmak yeterince inanılmaz geliyor hala. Yılmaz’ın ilk gün esprisi gerçek oldu: “Nevin’e yeni harness alacağız, ona göre” demişti kızlara…Çok rahat etmediğim harness’imi değiştireceğim kazandığım parayla.



Genel klasmanda Hilmi İnce birinci, Tuncay Tahtakın ikinci ve Yılmaz Açıkgöz üçüncü oldu. Açık mesafe ödülünü Ozay Zorlu 84,5 km giderek kazandı. Ben de bayanlar birincisi olarak aralarında yerimi aldım.
Bayramören şenliğe çok iyi hazırlanmıştı. Cumartesi şenlik eğlencesi, bitmeyen kumanyalar, her an karnımızı doyurmaya hazır görevliler ve yarışma ödülleri ve sponsorları…
İstanbul’a dönüşte egzozu kırılan ve içindeki lastikleri yanan otobüsten, gece yarısı Bolu otobanında otobüsten kaçıştığımız anlar ve endişe ile bitirdiğimiz yolculuk bu etkinliğin acı biberi oldu. Neyse ki mutlu mesut döndük evimize. Plaketimle birlikte…:)

Nevin Şahinbeyoğlu

Uçuş kaydı: http://www.ypforum.com/modules.php?name=leonardo&op=show_flight&flightID=1609
Son DüzenlenmeCumartesi, 29 Ekim 2011 20:54

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.



Anti-spam: complete the taskJoomla CAPTCHA
yukarı çık

hakkımızda

  • Pandül Neden Var
  • Web Destek Projesi
  • Site Haritası
  • Fotoğraf Galerileri
  • Reklam
  • Grafik Malzemeleri

Üye Giriş yada Kayıt Ol

DMC Firewall is developed by Dean Marshall Consultancy Ltd